Togo
Open Panel
assam logo 150

 ASSAM®

Adaleti Savunanlar

Stratejik Araştırmalar Merkezi

Derneği

Buradasınız:İslam Ülkeleri»Okyanus Havzası»Togo»Adnan TANRIVERDİ - ASSAM - Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği
Adnan TANRIVERDİ

Adnan TANRIVERDİ

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi Kimdir?

 

08 Kasım 1944 tarihinde Konya'nın Akşehir ilçesinde doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Adnan TanrıverdiAkşehir'de bitirdi. Orta tahsilinden sonra 1962-1963 öğrenim yılında bir yıl ilkokulda vekil öğretmen olarak görev yaptı. 1963-1964 öğrenim yılında bir yıl İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümünde öğrenim gördü.

1964 yılında Kara Harp Okuluna girdi. 30 Ağustos 1966 yılında; Topçu Subayı olarak pekiyi derece ile Kara Harp okulunu bitirdi. 1967 yılında Topçu ve Füze Okulu Subay Temel Kursunu ikincilikle bitirdi. Mart 1967 tarihinde Teğmenliğe nasbedildi. Aynı yıl Füsun Hanım ile evlendi.

Sırasıyla; 23ncüPiyade Tugayı 8inci Topçu Taburunda(İstanbul), 10uncu Piyade Tümeni Topçu Alayında (Tatvan), 58inci Topçu Er Eğitim Tugayı Karargah Bölüğü ve 1inci Topçu Taburunda Batarya Komutanlıkları (Burdur) görevlerinde bulundu. 30 Ağustos 1970'de Üsteğmen, 30 Ağustos 1973'de Yüzbaşı rütbesine yükseltildi. Topçu Ve Füze Okulu Kurslar Alayı Yedek Subay taburunda Yedek subay Bölük Komutanlığı yaptı.

1976-1978 yıllarında Kara Harp Akademisinde öğrenim görerek 1978 yılında Kurmay Subay statüsünü kazandı. 1980 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisini bitirdi. Kurmay Sb. olarak; 2nci Piyade Tümen  Komutanlığında  (Adapazarı) İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Kurmay Başkan Vekilliği; Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği; Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı Lojistik ve Harekat Şube Müdürlükleri, Kurmay Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu.

30 Ağustos 1980 tarihinde mümtazen terfi ettirilerek Binbaşılığa, 30 Ağustos 1984 tarihinde Yarbaylığa, 30 Ağustos 1987 tarihinde Albaylığa yükseltildi.

Akademi öncesi Özel Tekamül Kursları, Fransızca Temel Kursu ve Gayri nizami Harp Kursu gördü.

1986-1988 yıllarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sivil savunma Teşkilat Başkanlığı, 1988-1990 yıllarında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1inci ve 2nci Dairelerinde Subay Üyelik ve 1inci Daire Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu.

1990 yılında 8inci Kolordu Topçu Alay Komutanlığı (Malazgirt) görevine atandı. Bu görevde iken 30 Ağustos 1992 tarihinde Tuğgeneralliğe yükseltildi.

1992-1995 yılları arasında üç yıl 2inci Zırhlı Tugay Komutanlığı (Kartal), 1995-1996 yıllarında da Kara Kuvvetleri Sağlık Daire Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 30 Ağustos 1996 yılında kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

Emekliye ayrıldıktan sonra, 1997:1998 yılları arasında bir yıl süre ile fahri olarak , Üsküdar FM Radyosunun Genel Koordinatörlük görevini yürüttü. 30 Mayıs 2004 tarihinde İhlâs Marmara Evleri Camii Yaptırma ve Yardım Derneği Yönetim Kurulunda yer aldı. 28 Kasım 2004:22 Kasım 2009 tarihleri arasında Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) nin Genel Başkanlığı görevini üstlenmiştir.

ASDER Onursal Başkanı olarak, Müslüman Ülke Silahlı kuvvetlerinin Organizasyon ve stratejik kullanımına Danışmanlık, son kullanıcı seviyesinden eğitici seviyesine kadar, özel konularda eğitim ve harp, silah ve araçlarının temini, bakım ve onarımı hizmetlerinde görev yapmak üzere SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim şirketini 28 Şubat 2012 tarihinde; İslam Ülkelerinin bir irade etrafında birleşmesinin teknik esaslarını inceleme ve İslam birliği temelinin atılması için uygun koşulları oluşturma hizmetleri için "Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneğini" (ASSAM) 24 Mayıs 2013 Tarihinde; SADAT A. Ş. Bünyesinde hizmet verecek emekli askeri personelin kondisyonlarını muhafaza etme ve geliştirme hizmetlerinin yürütülmesi için "Yunus Uluslararası Doğa Sporları Derneği ve Deniz Sporları Kulübünü" (YUSDER) 19 Ocak 2013 tarihinde Kurmuştur.

Halen; ASDER Onursal başkanlığı ile ASSAM, SADAT A.Ş. ve YUSDER Yönetim Kurulu Başkanlıklarını aktif olarak yürütmektedir.

Evli ve iki çocuk babası olup Fransızca bilir.

 

من هو الجنرال المتقاعد عدنان تاريفيردي

 

هو من مواليد 08/11/1944 من محافظة قونية منطقة أكشيهير , أتم دراسته الابتدائية و الاعدادية و الثانوية في أكشيهير . بعد التعليم الثانوي عام 1962 – 1963 قام بوظيفة مدرس وكيل للمرحلة الابتدائية في سنة تدريسية . وفي عام 1963-1964 في هذه السنة دخل جامعة استنبول كلية العلوم قسم الحيوان .

في عام 1964 دخل الى المدرسة الحربية . بتاريخ 30 أغسطس عام 1966 , انهى المدرسة الحربية كضابط مدفعية و بقدير امتياز . في عام 1967 , انهى كضابط عام في مدرسة المدفعية و الصواريخ واحتل المركز الثاني . وبتاريخ 1967 آذار تخرج برتبة ملازم . و بنفس العام تزوج من السيدة نوفوس .

على التوالي : قام بالخدمة في  اللواء 23 مشاة في الكتيبة 8 مدفعية ( استنبول ) , في اللواء 10 شعبة فوج المدفعية (تطوان) , الكتيبة 58 لواء التدريب الخاص مقر الكتيبة و الكتيبة الاولى وقيادة البطاريات (بوردور) , بتاريخ 30 أغسطس عام 1970 رفع الى رتبة ملازم أول , وبتاريخ 30 أغسطس عام 1973 رفع الى رتبة نقيب . وخدم كقائد قسم الضباط الاحتياط في دورات مدرسة المدفعية و الصواريخ .

بين أعوام 1976 – 1978 قام بالتدريس في اكاديمية الحرب البرية وفي عام 1978 اكتسب مكانة ضابط اركان . في عام 1980 انهى اكاديمية القوات المسلحة بكونه ضابط أركان .

تواجد أيضا في الخدمة في الاماكن التالية : قيادة اللواء الثاني (أدابازاري) مديرية فرع الاستخبارات و قسم نائب رئيس الأركان , عضوية مدرس في اكاديمية الحرب البرية مديرية فرع الحركات و الخدمات اللوجستية,وفي دائرة الحرب الخاصة في رئاسة الاركان , وقسم  نائب رئيس الأركان .

وبتاريخ 30 أغسطس 1980 رفع الى رتبة رائد بتقدير ممتاز , وبتاريخ 30 أغسطس 1984 رفع الى رتبة مقدم , وبتاريخ 30 أغسطس 1987 رفع الى رتبة عقيد .

قبل الأكاديمية دورات تطوير خاصة , دورة أساسية باللغة الفرنسية , و أخذ ايضا دورة في الحروب الغير نظامية .

بين أعوام 1986 – 1988 قائد تشكيلات الدفاع المدني في جمهورية شمال قبرص التركية .

بين أعوام 1988 – 1990  كان بالخدمة في المحكمة العسكرية الادارة العليا في الدوائر الأولى و الثانية كعضو ضابط , وشغل نائب رئيس الدائرة الثانية .

وفي عام 1990 تم تعيينه في قيادة لواء المدفعية في الفيلق 8(ملازجيت). ورفع الى رتبة عميد عام 1992 وهو في هذا الموقع .

تواجد بالخدمة بين أعوام 1992 – 1995 ثلاث سنوات في اللواء الثاني مدرع (كارتال), في عامي 1995 – 1996 كان في قيادة دائرة الصحة للقوات البرية  , ثم بتاريخ 30 أغسطس من عام 1996 تمت احالته من العمل الى التقاعد .

بعد أن تقاعد , بين أعوام 1997:1998 ولمدة عام واحد كان بمثابة رئيس فخري و عمل كمنسق عام لراديو اسكودار . بتاريخ 30 آذار (مارس) 2004 كان له موقع في ادارة انشاء جمعية للمساعدة و بناء جامع في منطفة منازل اخلاص مرمرة.

وبين تواريخ 28 تشرين الثاني(نوفمبر)عام 2004 ,22 تشرين الثاني (نوفمبر) 2009 شغل منصب رئيس الجمعية العامة لجمعية المدافعين عن العدالة (ASDER).

وكونه رئيس فخري لـ (ASDER) : بتاريخ 28 شباط 2012 تم انشاء شركة SADAT  الاستشارية الدولية للدفاع و التجارة والتجارة و الصناعة المساهمة , وذلك لخدمات الصيانة و الاصلاح وتأمين المعدات للأسلحة و الحرب و التدريب بشكل خاص , و التدريب من مستوى المجند الى مستويات المدرب , و تنظيم القوات المسلحة للدول المسلمة و استشارات في الاستخدام الاستراتيجي. القيام بالخدمات اللازمة وخلق ظروف مواتية لارساء أسس الاتحاد بين الدول الاسلامية بارادة موحدة والقيام بالخطوات المطلوبة ودراسة المبادئ التقنية " جمعية مركز المدافعين عن العدالة للأبحاث الاستراتيجية ". بتاريخ 24 آذار (مارس) 2013 قامت SADAT A بالتشكيل في بنيتها "جمعية يونس الدولية للألعاب المائية و فرق الرياضات البحرية " في 19 يناير 2013  وذلك لاعطاء الخدمات وضمت في بنيتها العسكريين المتقاعدين للمحافظة على الحالة الممتازة و تسيير تطوير الخدمات .

والآن : يقوم بتسيير وبحالة فعالة رئاسة مجلس ادارة YUSDER و SADAT A.Ş  و ASSAM

 و الرئاسة الفخرية لـ ASDER

متزوج وأب لولدين , ويجيد الفرنسية    

“Gerçek Hayat Dergisinden Sayın Sevda Dursun ile yapılmış söyleşimiz”

(21 Aralık 2016)

15 Temmuz FETÖ ’nün darbe girişiminden önce de terör saldırıları vardı sonrasında da devam etti. CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN TERÖR İÇİN TOPYEKÛN SEFERBERLİK DERKEN NE KASTETMİŞ OLABİLİR? SEFERBERLİK SAVAŞ DURUMUNDA İLAN EDİLMEZ Mİ?

Son iki yıllık dönemi incelediğimizde, Türkiye sistemli bir şekilde terör eylemleriyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bunu, küresel güçlerin, Ortadoğu’daki isteklerinin Türkiye tarafından kabul edilmemesi sonucu asimetrik güçler kullanılarak, yani terör örgütleri vasıtasıyla Türkiye üzerindeki eylemleri olarak yorumlayabiliriz. Cumhurbaşkanımızın 32. muhtarlar toplantısındaki seferberlik açıklaması, 14 Aralık 2016 tarihinde olmuştu. 10 Aralık 2016 tarihinde Beşiktaş saldırısında 38’i polis olmak üzere 44 vatandaşımız şehit olmuş, birçok vatandaşımız da yaralanmıştı. Bunun acısı henüz geçmeden, Cumhurbaşkanımız, “vatandaşlarıma sesleniyorum, anayasanın 104. Maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başı olarak PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, FETÖ’süyle ve adı, söylemi ne olursa olsun tüm terör örgütlerine karşı milli seferberlik ilan ediyorum. Her kim bu örgütlerin çalışmalarıyla, elemanlarıyla ilgili bir şey görürse, duyarsa, malumat sahibi olursa güvenlik güçlerimize bilgi vermeli” dedi.

Bu çağrıyı normal bir seferberlik ilanı olarak değil de Ülkemizi hedef alan siyasi, sosyal, ekonomik, askeri ve bütün alanlardaki terör olayları, iç ve dış saldırılara karşı Cumhurbaşkanı ve Devletin yönetimi mihverinde birleşerek milli birlik ve beraberliğe çağrı olarak düşünmek lazımdır.

Bu gün Emperyalist Küresel Güçler, Müslüman Devletlerin bünyesindeki etnik ve mezhepsel farklılıkları, kendi içlerindeki hainleri de kullanarak, tahrik ve örgütleyerek, eğitip, donatıp silahlandırıp birbirleri ile çarpıştırarak İslâm Dünyasına kirli ve sinsi "ASİMETRİK ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞINI" yaşatmaktadırlar.

Vietnam, Afganistan ve Irak işgalinden sonra fiili güç kullanarak işgal yeteneğini kaybetmiş olsa da Tek Kutuplu Dünya'da Küresel Güçlerin başını çeken ABD, dünya hâkimiyet savaşını kontrolündeki örgütler vasıtasıyla sürdürmekte ve Ortadoğu'da gerçek oyun kurucu konumunu muhafaza etmektedir.

İSLÂM DÜNYASI İÇ SORUNLARINI KENDİ GÜCÜNE DAYANARAK ÇÖZEBİLİR

İSLÂM COĞRAFYASININ JEOPOLİTİK DEĞERİ

Birleşmiş Milletler Teşkilâtına üye 193 Devlet’in 60’ını (Üye Sayısının %31’i) halkı Müslüman Ülkeler teşkil etmektedir.

7,145 milyarlık Dünya Nüfusunun 1,6 Milyar’ını (Dünya Nüfusunun %22,5’u) Müslüman Devletlerin insanları, 150 milyon Km2 olan dünya karalarının 19 milyon Km2’sini (Dünya Karalarının %12,8’i) de 60 İslâm Ülkesinin toprakları teşkil etmektedir.

Perşembe, 25 Şubat 2016 00:00

Simit bile satamayacaksınız!

SEMRA ORKAN - Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Tanrıverdi, 28 Şubat sürecinde kışlalarda namaz kılmanın yasaklandığını ve oruç tutulmasına engel olmak için iftar ile sahur yemeği verilmediğini belirterek, "Bu baskılar bin 600 subay ve astsubayın ordudan çıkarılmasıyla sonuçlandı" dedi.

AA muhabirine 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını aktaran emekli tuğgeneral Tanrıverdi, 28 Şubat 1997'de yaşanan olayın hükümete verilmiş bir muhtıra olduğunu ifade ederek, bunun, inançlı insanların devlet bünyesindeki varlığını ekarte etmek için yapıldığını söyledi. 

Perşembe, 18 Şubat 2016 00:00

ASSAM-ASDER Ortak Basın Açıklaması

ASSAM-ASDER ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

HAİN SALDIRIYI LANETLİYORUZ

17 Şubat 2016 Çarşamba günü saat 18:31'de Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis araçlarına, İnönü Bulvarı üzerinde bulunan kavşaktaki trafik ışıklarında bekledikleri esnada PYD mensubu bir terörist tarafından patlayıcı yüklü araçla düzenlenen saldırıda 28 kişi şehit olmuş ve 61 kişi yaralanmıştır.

Bu gün saat 09:40 sıralarında da Diyarbakır-Bingöl kara yolunun Lice Mermer bucağı mevkisinde askeri bir konvoyun geçişi sırasında, kara yolunda meydana gelen patlama sonucunda 6 askerimiz şehit olmuş, bir askerimiz yaralanmıştır.

Şehit olan subay, astsubay, erbaş ve erlerimiz ile sivil kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize baş sağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. 

Ülkemizde olduğu gibi mensuplarımız üzerinde de derin teessüre sebep olan sinsi ve hain saldırıları lanetliyor sebep olanların cezalandırılmasını bekliyoruz.

Canı pahasına görevini yapmaya kendini adamış ve bu yolda Şehit olmuş veya yaralanmış askerlerimiz, bu durumları ile sanki bize merhum şairimiz Mithat Cemal Kutay'ın aşağıdaki dizeleri ile sesleniyorlar:

.."Gökler çıkabildin, uçabildinse derindir,

Tarihi kendin yazabildinse, eserindir.

Bahsetme bu gün sade dünün mucizesinden,

İnsan utanır sonra yarın kendi sesinden,

Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse,

Sen asrın üstünde izin varsa benimse;

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır![i] "

Uluslarası güçlerin kontrolünde yapılan benzeri hain ve sinsi saldırıların, Ülkemizin güvenliği, birliği, refahı ve bekasının temini için kararlılığımızdan vazgeçiremeyeceğini, maddi ve manevi bedel ödemekten geri bırakmayacağını bütün dünyaya ilan etmek istiyoruz.

"Askeri Servis Araçları Saldırısı" YPG ve PYD 'nin; ideoloji, teşkilat ve hedefleri bakımından, aynı kefede bulunduğu PKK gibi, eylem ve terör uygulaması bakımından da, Suriye'de üslenmiş dış destekli bir terör örgütü olduğu hususundaki inancımızı dünyaya yeniden ilan etmemizi zorunlu kılmıştır.

PYD mensubu bir katil tarafından yapılan eylemin arkasında bu örgütü terörist saymayan ABD, Rusya, İran ve Beşer Esed'in bulunduğunu, Suriye ve Irak'taki kanlı emellerinin kabul edilmesine, Ülkemizi zorlama amacına dönük olduğunu biliyoruz.

Suriye'nin mazlum halkı, ülkemizin huzur ve bütünlüğü için kararlılığımızı göstermemizi, dış destekli bir dış tehdit olarak gördüğümüz YPG ve PYD varlığına karşı uluslararası hukukun tanıdığı meşru müdafaa hakkımızı etkili bir şekilde kullanmamızı bekliyor, Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve Genelkurmay Başkanımız olmak üzere Devletimizin Yönetiminin cesur uygulamalarını ve ortak meselelerde İslâm Dünyası ile müşterek girişimlerini destekliyoruz. 18 Şubat 2016

Adnan Tanrıverdi

ASSAM Ynt. Krl. ve

ASDER Onursal Bşk. 

 

 

[i]  Mithat Cemal Kutay, On Beş Yılı Karşılarken

PKK VE KÜRESEL GÜÇLER

(01 Şubat 2016)

Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki bölücü silahlı terör örgütünü değerlendirirken, güney komşularımız Suriye ve Iraktaki durumu, dolayısıyla Orta Doğuyu dikkate almadan, Orta Doğuyu değerlendirirken de global süper güçleri dikkate almadan sağlıklı sonuçlara ulaşmak mümkün değildir.

Global süper güçleri düşündüğümüz zaman da aklımıza hemen, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi gelmektedir.

Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Harbinin galibi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in dünyayı kendi çıkarlarına uygun olarak  yönetmek için kurdukları bir teşkilâttır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyesi bu beş ülkeden birinin kabul etmediği uluslararası bir konu diğer 199 ülke kabul etse de çözümsüz kalmaktadır.

Cuma, 27 Kasım 2015 00:00

Rusya Abartılıyor

RUSYA ABARTILIYOR

Türkiye gerçekten ateş çemberi içinde bulunmaktadır.

Çevremizde ve üzerimizde büyük oyunların oynandığı muhakkaktır.

Bu büyük oyunda Rusya Figürandır.

Oyun Kurucu ABD'dir.

Dünya ABD'nin işgalindedir diyebiliriz.

Orta doğu'da da  Suriye'de de haritalar ABD tarafından çizilmektedir.

2011 yılında BM Güvenlik Konseyinde Suriye'de rejime müdahale kararı Rusya ve Çin'in vetosu nedeniyle uygulanamamıştır. Rusya BM Güvenlik Konseyinde koruduğu Suriye'ye  Ekim 2015 tarihine kadar aktif desteğe teşebbüs edememiştir.

CEMAATİN DARBE GİRİŞİMİ

ve

İKTİDAR MÜCADELESİ

(2013-2014)

(04 Şubat 2014)

Kasım 2013 Başında dershaneler kapatılıyor yaygarası ile başlatılan Fetullah Gülen Cemaati eylemleri, devlet içindeki Cemaat örgütü vasıtasıyla, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Hükümetini yıpratarak siyasi istikrarın bozulmasını hedef almıştır.

Başlangıçta toplum tarafından anlaşılamayan girişimin boyutu 17 Aralık 2013 tarihinde “asrın yolsuzluğu” adı altında yargı ve emniyet operasyonları ile başlatılanın dış destekli büyük bir darbe girişimi olduğu bu gün açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

18 Kasım 2013-29 Ocak 2014 tarihleri arasında, durumun henüz belirsiz olduğu dönemde,  ASDER mail grubu içinde uyarıcı mahiyetteki mesajlarımı tarihe not düşmek amacı ile şiddetli muhalefet içeren muhatapların yazdıklarını atlayarak, 14 ayrı açıklama şeklinde ve tarih sırasına göre tekrar yayınlamayı uygun buldum. Mesajlarım olayları tasvir etmekten ziyade yöneldikleri hedeflere vurgu yaparak alınacak tedbirleri ifade etmek amacına dönük olmuştur. 27 Ekim 2015 

18 KASIM 2013

(1)

Ülkemizde siyasi istikrarın devamını istiyoruz.

Barış sürecini destekliyoruz.

Başbakanın Diyarbakır gezisini özlediğimiz, geç kalmış, birleştirici, geniş ufuklu, çok cesur, çok önemli sosyal, siyasal ve hukuki sonuçları olacak, toplumsal barışı sağlayacak bir adım olarak görüyoruz.

Ergenekon davasının adil şekilde sonuçlanmasını istiyoruz. Yargılanan zihniyetin hortlaması ve hortlatılmasını istemiyoruz.

Eğitim sisteminin islahını istiyoruz.

Dershane sisteminin savunulmasını getirim kavgası olarak görüyoruz.

Dershanelerin, üniversite girişlerinde çıtayı yükseltmekten ve maddi imkân sahiplerinin şanslarını arttırmaktan başka bir fayda sağlamadığını, gençlerimizin eğitimine fazla bir katkısı olmadığını, özel okulların manevi değerlerin yerleşmesi için daha etkili olacağını düşünüyoruz.

Ülkenin devasa sorunları yanında dershane meselesini teferruat olarak görüyoruz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sadece Türkiye için değil İslâm Âlemi için Allah’ın bir lütfü olarak görüyoruz.

Liderliğini takdir, politikalarını tasvip ediyoruz.

İç ve dış politikada Türk Milletinin ve İslâm Âleminin eğik başını kaldırdığına, hakkın ve hakikatin sesi olduğuna, yerinin kolay doldurulamayacağına, kendisini hedef alanların niyetlerinin sorgulanması gerektiğine inanıyoruz.

Siyasi istikrarı bozacak hareket kimden gelirse gelsin yanlış, art niyetli, ülkenin hızını kesen, mihverini değiştiren, koalisyonlara ve milletin değerlerine düşman yönetimlere kapı açtığına inanıyor ve karşında durulması gerektiğini savunuyoruz.

Tepkimiz, yanlışa karşıdır.

Körü körüne Cemaatçilik yapılmamasını tavsiye ediyorum.

Selamlarımla.

Adnan Tanrıverdi

21 ARALIK 2013

(2)

Hizmetin temiz hadimlerine selam olsun. Bu kardeşlerimizin oynanan büyük oyunun farkında olmalarını umarım.

Fetullah Hoca Efendi, Ülke ve dünya çapındaki İslâmi çalışmalarından dolayı şahsi güvenliği riske girdiği için Türkiye’den ABD’ye göç etmedi mi?

ABD kendi çıkarlarını korumayan bir organizasyonun başının ve merkezinin kendi ülkesinde yaşamasına müsaade eder mi?

ABD İslam Dünyasında ve diğer coğrafyada, İslâm şuuru ile yetişecek yeni nesiller inşasında iddiası olan, yetiştirdiği dindar kadrolarla başta Türkiye olmak üzere pek çok ülkede bürokraside bir güç oluşturan ve ABD aleyhine olarak İslâm Âlemi için çalışan cemaatin önderinin kendi ülkesinde barınmasına müsaade eder mi?

Hoca Efendi, ABD ve Batılı çıkar gruplarının aleyhine olarak, Türkiye‘nin ve İslâm Âleminin çıkarlarını öne çıkaran çalışmalar içerisinde ise, ABD’de güvenlik içerisinde olabilir mi?

Diğer taraftan;

Milletin seçip, devletin yönetimine getirdiği bir iktidarın devrilmesi için devlet bürokrasinde kadrolaşmış bir cemaatin iktidarın yıkılması için başlattığı eyleme CEMAAT DARBESİ denmez mi?

Bu iktidarın devrilmesi, Milletin ve ümmetin kazanımlarını geri götürmez mi?

Böyle bir darbeye siyasi iktidar ve bu ülkenin kendi iradesi ile yönetilmesini isteyen halkı müsaade eder mi?

Hizmet ehli kardeşlerimizin meseleye, dershane kapatmada özel girişime hükümet darbesi söylemi ve devlette temizlik operasyonu gözü ile bakmaktan biraz daha geniş açı ile bakmalarını umarım.

Mesele hak arama ve temiz yönetim boyutunu çoktan geçmiştir.

İktidarı götürme niyetine yönelmiştir.

Bu milletin çoğu iktidarından memnundur. Bu iktidarın, ileri sürülen bütün noksanlıklarına rağmen, muktedir olarak devamı Milletin ve Ümmetin menfaatinedir. Zayıflamasına sebep olanlar iki milyar Müslüman'ın vebalını üzerlerine alırlar.

Bu yazımı, tertemiz düşünceleri ile hizmete sarılan arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Kendilerini aklıselime davet ediyorum.

Sevgi, muhabbet ve selamlarımla.

Adnan Tanrıverdi

22 ARALIK 2013

(3)

Kritik bir süreçten geçiyoruz.

Allah insanı evladıyla ve malıyla da imtihan eder.

Şimdi biz, bu güne kadar omuz omuza mücadele verdiğimiz kardeşlerimizle imtihan ediliyoruz.

Bizim dışımızda iki Müslüman kardeşimizin ihtilafa düşmesini istemeyiz. İkisi ile de dostluk ilişkimiz varsa, aralarını bulmak için uğraşırız. Ama silahlarını çekip bir birinin çanlarına kast ettiklerini gördüğümüzde, kötü olmayalım diye bir kenara çekilip sonucu bekleyemeyiz. Haklı olanın yanında ve yardımında olmak bize farzdır. 

Fetullah Hoca Efendi ile Tayyip Bey arasında bir savaş başlamıştır. Cemaate mensup kardeşlerimiz işin ne kadarının farkında ve oynanan kirli oyunda ne kadar rol alıyorlar bilemiyorum.

Ama ABD ve batılı güçler, İslâm Âlemini kendileri aleyhine organize eden bir beyni kendi ülkelerinde barındırmazlar. Barındırıyorlarsa onu organize olduğu ülkede kendi emellerine uygun olarak kullanıyorlardır.

Kendini kullandırmak istemeyen beyinler de, kullanmak isteyen ülkelerin topraklarında barınmazlar. Güvenli bulmadığı için Türkiye’den nasıl ayrılmışsa oradan da ayrılmaları gerekirdi.

Fetullah Hoca Efendinin ABD, Hıristiyan ve Yahudi Dünyası ile İslâm âlemi ve Türkiye aleyhine kirli bir işbirliği içinde olduğu anlaşılıyor. Bana göre son olaylar bunu açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Hoca Efendi, Türkiye yargı ve bürokrasisinde kadrolaştırdığı elemanlarını, dershane ve yolsuzluklar gibi münferit bakıldığında hak verilebilecek sebepleri öne çıkararak, ama aslında batılı güçlerin istediği amaçları temin etmek üzere, Tayyip Bey Liderliğindeki AK Parti iktidarını devirmek için kirli bir savaşa sürüklemiştir. 

Savaş kirli ve sinsidir.

Hedefi bütün politika ve icraatları ile TC ve Hükümetidir.

ASDER bu savaştaki yerini gün geçirmeden almalıdır.

Haklı olanın yanında safını belirlemelidir.

Zaman kritik bir zamandır.

Tarafımızın belirtilmesinin fitneyi büyüteceğini ileri süren arkadaşlarımız bulunabilir.

Aksine, haklı tarafın yanında yer almaz isek fitne büyür.

Sessizliğimiz yanlış yapanlara cesaret verir. Meselenin farkında olmayan cemaat mensuplarının yanlışlarını devam ettirmelerine sebep olur. Üyelerimizin de birbirleri ile mail savaşlarını devam ettirmelerinin önü alınmaz. 

Bu savaş bir gün bitecek.

Haksız taraf galip gelirse iş işten geçmiş olacak. Ondan sonra, meseleyi düzeltmek için, tarafımızı belirlesek de bir şey yapamayacağız.

Haklı taraf kazanırsa, hakkın yanında bulunma kararlılığını gösteremediğimiz için hakkın imtihanından başımız eğik çıkacağız.

Sonuç;

Batılı güçler, Fetullah Gülen Cemaatini maşa olarak kullanarak TC Hükümetini yıkmak için birkaç yıldır gizli kapaklı uygulamalarla sürdürdükleri savaşı, açıkça sürdürmektedir.

Hükümet de bu tehlikeyi bize haber vererek iktidarını ve ülkeyi savunma refleksi içinde hareket etmektedir. Yani savaşın tarafı olarak açıkça cephe almış ve hedefi bize göstermektedir.

Bu savaş bizim misyon olarak savunduklarımız uğruna yapılmaktadır.

Haktan yana görünerek,  Cemaat Lideri ve yakın çevresindekiler bizi kandırmışlardır.

BEN TARAFIMI BELİRLEDİM.

HÜKÜMET HAKLIDIR.

BAŞBAKAN HAKLIDIR.

BAŞBAKAN ÜLKE MENFAATLERİNİN VE İSLÂM DÜNYASININ MENFAATLERİNİN TEMİNATIDIR.

BU MİLLETİN VE ÜMMETİN EN BÜYÜK ŞANSIDIR.

BEN TAYYİP BEYLE, BAŞBAKANLA VE HÜKÜMETLE BERABERİM.

ASDER de vakit geçirmeden tarafını belirlemelidir.

Zaman tarafsızlık politikası uygulama zamanı değildir.

ASDER kimi haklı görüyorsa ona açık olarak güç vermelidir.

Fetullah Gülen mi?

Recep Tayyip Erdoğan mı?

Adnan Tanrıverdi

22 ARALIK 2013

(4)

Rüşveti, mafyayı, yolsuzluğu savunmak mümkün değildir.

Halk bankasının yaptığı iş, ABD’nin İran’a koyduğu ambargoyu, Hükümetin politikaları doğrultusunda delme eylemidir.

Şimdi yargı önüne getirilen, doğruluğu kanıtlanırsa, bu büyük işten bir kısım uyanıklar şahsi menfaat sağlamaya kalkışmış. Tabii ki bunlar cezalarını alsınlar.

Ama Fetullah Hocayı kullananların amacı bu yolsuzluğun ortaya çıkarılması değildir. Ambargoyu delen Türkiye’nin ve Başbakanının cezalandırılmasıdır. Hoca efendi de aynı şeyi istiyor. Amacı yolsuzlukla savaş değildir. Amelde niyet eylemden önemlidir.

İşe sadece adli boyutundan bakarsak gerçek adaletsizliği yapmış oluruz kanaatindeyim.

Hükümetin yanında yolsuzlukların karşısında olmamız gerektiği düşüncesindeyim..

Selamlarımla.

Adnan Tanrıverdi

 

22 ARALIK 2013

(5)

Fetullah Gülen Hocanın;

Amerika’da bulunmasını nasıl yoruluyorsunuz?

Amerika yararına hareket etmeme seçeneği olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Dünyayı yönetme gayretinde olan bir ülkenin bu fırsatı değerlendirmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Ben Türkiye’ye zarar verdiğinin bilincinde olarak orada şuurlu bir şekilde kaldığını düşünüyorum.

Selamlarımla.

Adnan Tanrıverdi

22 ARALIK 2013

(6)

Meselenin gerçek yüzünü yaşananlarla önümüze serdiniz. Allah razı olsun.

Şimdi Cemaat, inançlı bir iktidara rağmen neden Yargıda, Emniyette, Bürokraside ve devlette kadrolaşmayı istiyor?

İktidarı neden sahibine teslim etmek istemiyor?

Bu kadroyu Başbakan kullanamayacaksa kim kullanacak?

Bu paralel kadrolaşmaya kim hükmedecek?

Cemaatin lideri Fetullah Hoca Efendi mi kullanacak?

Böyle bir niyeti varsa siyasete girer. Yetkiyi alır ve kullanır.

Kadrolaştığı devlette iradeyi elinde tutmayı neden istiyor?

Hükümet iradesini Fetullah Hoca Efendinin istemediği bir konuda kullanamasın.

Pekiyi Hoca Efendi nerede?

Amerika’da!

Amerika, Türkiye yargısında, yürütmesinde ve yasamasında bu denli kudreti olan Hoca Efendinin bu imkânlarını, Amerikan çıkarlarına uygun kullanılmasını sağlamadan, Hoca efendiyi Ülkesinde ikamet ettirir mi?

Hoca Efendi, elinde