İnsan Hakları Mahkemeleri
Open Panel
assam logo 150

 ASSAM®

Adaleti Savunanlar

Stratejik Araştırmalar Merkezi

Derneği

Buradasınız:ASSAM Kurulları»Stratejik Araştırma Kurulları»Adalet Sistemi»İnsan Hakları Mah.»28 Şubat Yargı Önünde (01 Ekim 2013)
Salı, 01 Ekim 2013 15:39

28 Şubat Yargı Önünde (01 Ekim 2013)

Yazan 
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)
Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı

 

28 ŞUBAT

YARGI ÖNÜNDE 

28 ŞUBAT 1997 OLAYININ KAPSAMLI TANIMI;

Zamanın, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir tarafından “Demokrasiye Balans Ayarı” olarak nitelendirilen, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak tarafından “Post Modern Darbe” olarak vasıflandırılan 28 ŞUBAT 1997 OLAYI;

Milletin İslâmî inancından kaynaklanan yaşam tarzını, din dışı değerlerin hâkim olduğu Batı Dünyası hayat tarzına dönüştürmek maksadıyla;

Planlamasına 24 ARALIK 1983 ( I. Özal Hükümetinin Güvenoyu aldı) tarihinde,icrasına 18 NİSAN 1993 ( 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal vefat etti.) tarihinde başlayarak 28 Şubat 1997 tarihinde zirve bulan ve 12 Eylül 2010 ( Anayasa referandumu yapıldı)-(Darbe uygulamasının son bulduğu tarihi, “irtica ile Mücadele Eylem Planı İddianamesinin Ergenekon Davası ile birleştirildiği 05 Nisan 2012 tarihine kadar da uzatabiliriz.) tarihine kadar uygulanan;

Müsait yasal mevzuata dayanılarak, Milletin manevi değerlerini tehdit gören seküler, kavmiyetçi, devletçi ve sol ideoloji sahiplerinin kadrolaştığı, Yüksek Yargı, YÖK,  bir kısım Sivil Toplum Kuruluşları, basın ve sermaye sahiplerinin destek ve teşviki ile uygulamasının zirveye ulaştığı dönemdeki Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yüksek Komuta kademesini teşkil eden, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail hakkı Karadayı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hikmet Köksal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya (ölü), Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, Jandarma Genel komutanı Orgeneral Teoman Koman ve Milli Güvenlik kurulu Genel Sekreteri İlhan Kılıç liderliğinde; zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in gönüllü ve aktif desteği ile Milli Güvenlik Kurulu kullanılarak ve zayıfkoalisyon Hükümetlerinin sebep olduğu istikrarsız siyasi ortamdan yararlanarak;

Meşru Hükümete, Anayasal düzene, TSK, Yargı ve Milli Eğitim başta olmak üzere devlet bürokrasisinde görevli inancını yaşama gayretinde olan kamu görevlilerine, Üniversite ve orta dereceli okulların İslâmi inancını yaşama gayretinde olan öğretim görevlisi ve öğrencilerine, taraflı basın tarafından yapılan hileli ve kötü niyetli propagandalarla sindirilmiş Milletin manevi değerlerine ve İslami İnancını yaşamak azminde olan fertlerinin temel hak ve özgürlüklerine indirilmiş;

Planlı, hazırlıklı ve SİNSİ BİRASKERİ DARBEDİR.

CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ ASKERİ DARBELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ;

28 Şubat 1997 Askeri Darbesi dâhil, son 50 yıla damgasını vuran bütün darbeler ve tesis edilen Askerî ve Yargı vesayetinin kaynağı ve mimarı 27 Mayıs 1960 darbesidir. Bu darbe sadece millete ve sivil iradeye karşı yapılmamış aynı zamanda Ordunun üst kademesini de tasfiye etmiştir.

27 Mayıs 1960 darbesini yapan ve “Milli Birlik Komitesi” adını alan cunta, darbeye taraftar olmayan 235 general ile 4177üst rütbeli subayı tasfiye ederek Silahlı Kuvvetlerde darbeci bir yapı oluşturmuş, yönetimi sivillere teslim ettikten sonra da varlığını muhafaza etmiş, 12 Mart 1971 Muhtırasına kadar, cunta içi mücadeleler devam etmiş, 22 Şubat 1962 tarihinde ve 21 Mayıs 1963 tarihlerinde başarısız iki darbe teşebbüsü olmuş, bu tarihlerde 1960 ihtilâlinin genç generalleri Silahlı Kuvvetlerin Komuta Kademesine geldikleri için Silahlı Kuvvetlerin Komutası Darbeci Cuntanın eline geçmiş ve bundan sonraki müdahale ve darbeler, Silahlı Kuvvetler içindeki muhalif ideoloji mensupları tasfiye edilerek, Genelkurmay Başkanlarının liderliğinde ve emir-komuta sistemi içinde yapılmıştır.

12 Mart 1971 Muhtırasından sonra da darbe için cuntalaşma geleneği terk edilmemiş, her müdahale ve darbeden sonra, darbeci cuntalar, Silahlı Kuvvetlerin komutasını organize ettiği yeni darbeci cuntalara teslim etmişlerdir. Böylece, sivil siyasetin kulvar dışına çıkması önlenmiş, hem de eski darbeci cunta mensupları kendilerini güven altına almışlardır.

12 Mart Muhtırasını verenlerin varisleri 12 Eylül 1980 Darbesini, bu darbecilerin varisleri de 28 Şubat darbesini yapmışlardır. 28 Şubat Askeri Darbesinin varislerinin bir kısmı da bu gün, Balyoz ve Ergenekon Davalarında yargı önünde hesap vermektedirler.

Devlet Bürokrasisinde, Yargıda ve Üniversitelerde ideolojik kadrolaşmanın kilit mevkiinde bulunan Cumhurbaşkanlarının seçilme dönemleri, yeni Cumhurbaşkanının kimliği ile ilgili olarak Darbeci Cuntalar iradelerini, siyasi iradeler üzerinde en çok yoğunlaştırdıklarından, büyük siyasi krizlerin çıktığı dönemler olmuştur.

Turgut Özal’ın Başbakanlığı ile başlayan manevi değerlere saygı döneminin 28 Şubat Cuntasının kurulmasına sebep olduğu, Cumhurbaşkanı seçilmesinin Darbeci Cuntanın Bürokraside aktif olarak kadrolaşmasını engellediği, vefatının ise cuntanın gayretlerini pervasız olarak sürdürdüğü dönemler olarak kabul edilmelidir.

İDEOLOJİK KADROLAŞMAYA İMKÂN VEREN VE 28 ŞUBAT 1997 DARBESİNE DAYANAK YAPILAN YASAL MEVZUAT:

28 Şubat Askeri Darbesinde, 1982 Anayasasının, temel hak ve özgürlükleri, egemenliği millete veren,  kurum ve kuruluşların yetki ve sorumluluklarını belirleyen maddeleri göz ardı edilerek;

Başlangıç maddesinin ikinci paragrafındaki “çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma..” hedefine bakıp, milletin yaşantısını çağdışı ve devlete tehdit olarak görme eğilimi;

İkinci maddesindeki “LÂİKLİK” kavramını  öne çıkararak dindar insanlara  tehdit gözü ile bakma eğilimi;

İnkılâp kanunlarının korunması ile ilgili 174 üncü maddesindeki “Çağdaş uygarlık düzeyi”ne ulaşmayı ve “lâik niteliği” korumayı sağladığına inanılan sekiz inkılap kanunun tehdit altında olduğuna dair kuşku;

Silahlı Kuvvetlere eğitim, silah, araç ve gereç bakımından hazırlıklı bulunması için “TSK İç Hizmet Kanunu”na konulmuş bulunan 35 inci maddesindeki  “Türkiye Cumhuriyetini koruma ve kollama” görevinin, zamanının belirlenmesinin ve kararının verilmesinin TSK’ne ait olduğuna dair anlayış; baskı ve müdahalelere YASAL DAYANAK yapılmıştır

Bu Anayasa ve yasa maddelerine anlam ve aktivite kazandırılması da; Devletteki Güvenlik planlamasının direktifi konumundaki “Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi”ndeki (MGSB), iç tehdit bölümünde, öncelikli olarak İrticanın iç tehdit olarak belirlenmesi ile mümkün olmuştur.

1982 Anayasası, genel özellikleri ile devletin yönetimini millete bırakmayıp, yasama ve yürütme erklerinin yetkilerini kısıtlayan, buna karşılık, millete karşı sorumsuz kurumların yetkilerini arttıran, yani egemenliği anayasal kurumlar arasında paylaştıran kurallar koyan bir yapıya sahip olmuştur. Bu hal her şeyden önce, uyum içinde çalışması gereken devlet organlarının, verilen aşırı yetkilerin sorumsuzca kullanılması sonucunda, amansız şekilde çatışmalarına sebep olmuştur.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 1961 Anayasası ile teşkil ettirilen ve 1982 Anayasasında da varlığını devam ettiren, Anayasal bir kurumdur. İstişarî bir kurul olmasına rağmen, teşkilinden itibaren Siyasi iradenin kontrol altında bulundurulması görevi ifa etmiştir.

Anayasal bir kuruluş olmadığı halde, 1982 Anayasasının 125. maddesi ile kararları yargı denetimi dışında tutulan Yüksek Askeri Şûra (YAŞ), general terfileri ve re'sen emeklilik uygulamaları ile İDEOLOJİK KADROLAŞMANIN mekanizması olarak işlev yapmıştır.

Raporlarında İrticayı bir tehdit olarak değerlendiren Milli İstihbarat Teşkilâtı  (MİT) ve Emniyet İstihbarat teşkilatında, yargıya intikal eden meselelere ideolojik gözlükle bakan Askeri ve sivil Yüksek Yargıda, ideolojik bakışı bütün merkezi yönetime mal eden üst düzey devlet bürokrasisinde, uygulamayı Ülkenin tüm sathına yayan mülki ve mahalli İdare yönetimlerinde, ideolojik yeni nesillerin yetişmesinin mimarı olan Yüksek öğretim (YÖK) ve Üniversitelerde de Darbenin planlama ve icra safhasında yoğun ve milletin dini değerlerini tehdit gören  menfi ideolojik kadrolaşma gerçekleştirilmiştir.

28 ŞUBAT 1997 DARBESİNDE RESMİ İDEOLOJİ VE TARAFTARLARI;

1990'lı yıllardan itibaren hazırlanan Milli Güvenliğin Anayasası mesabesindeki Milli Güvenlik Siyaseti Belgelerindeki (MGSB) iç tehdit değerlendirmeleri, Devletin tepesinden tabanına kadar, bölünmeye ve cepheleşmelere sebep olmuştur. Bu belgeler hazırlandıktan sonra, iç tehditler ve bunlara karşı alınacak tedbirler, planlara sokularak, başta TSK olmak üzere, Kamu Kurumlarının en uç unsurlarına kadar yayımlanmış ve bu kurumlara iç tehditle aktif mücadele görevleri verilmiştir.

28 Şubatı planlayan zihniyet, Varşova Paktının dağılması ile İslâm tehdit olarak yayınlayan NATO Karargâhının değerlendirmeleri ile oluşan Uluslararası konjonktürden de etkilenerek hazırlanan, zamanının MGSB’ sinde İRTİCA, BÖLÜCÜLÜK VE AŞIRI SOL iç tehdit olarak gösterilirken, AŞIRI SAĞ ve IRKÇILIK tehdit olarak göstermemiştir. Böylece, içinde irticai ve bölücü (Kürtçü) unsur barındırmayan aşırı sağ ve ırkçılık Devletin RESMİ İDEOLOJİSİ olarak kabul edilmiştir. Yani resmi ideoloji (seküler, kavmiyetçi, devletçi, ılımlı sol yelpaze), TSK başta olmak üzere Devletin bütün gücü ile desteklenirken, tehdit kapsamına giren ideoloji yani, inanç ve etnik kimlik baskı altına alınmıştır.

Bu baskı ve ayrışma önce kamu personelinde başlamış, tehdit görülenler tasfiye edilinceye kadar cepheleşme olmuş; tasfiye tamamlanınca da Devlet Kurumlarında, Resmi İdeoloji kadrolaşmış; sonra da cuntacı organizasyonlar (Batı Çalışma Grubu-“BÇG”) oluşturularak, toplumda tehdit olarak gösterilen inançlı insanlarla hukuk dışı ve gayri meşru tasfiye yöntemleri uygulama gayreti içine girilmiş, Milletin Cephelere bölünmesine sebep olunmuştur. 

Yine aynı dönemde, Resmi ideoloji, TBMM'de de hem kendisine taraftar, hem de tehdit kapsamında gösterilen siyasi partileri bulmuştur. Özellikle, seçimle iktidara gelme ümidi olmayan partiler ya resmi ideolojiye sahip devlet kurumlarına arka çıkma gayreti içine girmiş, ya da terörün gölgesinde kalmıştır.

MGSB de dindarlık ve etnik kimlik iç tehdit olarak gösterildiği için; temel hak ve özgürlüklerin, hakkaniyetle kullanılması önündeki engellerin kaldırılmasında; İç barışın sağlanması için, etnik kimliğe ve dini hayata sağlanması gereken serbestî dahi siyasi ayrışmaya sebep olmuş; sonucunda TBMM de resmi ideoloji ve karşıtları şeklinde bölünmüştür.

İSTİKRARSIZ DÖNEMLERİN DARBELERE KATKISI;

Yakın tarihimizde uzun süren siyasi istikrarsızlık dönemlerinin arkasından askeri darbe veya müdahalelerin geldiği görülmektedir.

13 Aralık 1970 tarihinden 12 Eylül 1980 tarihine kadar, 10 yıl içerisinde 12 koalisyon hükümeti iş başına gelmiştir. Bunlardan 8 tanesi bir yıldan kısa görev yapmıştır.

Bu zayıf koalisyon hükümetleri sırasında, siyasi ve ekonomik istikrar bozulmuş, anarşi kontrol edilemez hale gelmiş, Millet bunalmış, bir çıkış yolu gözlerken kurtarıcı olarak 12 Eylül 1980 Darbesi gelmiştir.

Yine 23 Haziran 1991 tarihi ile 28 Şubat 1997 tarihine kadar 6 yıl içerisinde 7 Hükümet görev almıştır. Bu yedi hükümetten 4 'ü altı aydan biri de bir yıldan kısa iş başında kalmıştır. Bu dönemde de ekonomik ve siyasi istikrar bozulmuş, arkasından 28 Şubat 1997 Askeri Darbesi gelmiştir.

Bunlara karşılık, 13 Aralık 1983 tarihi ile 23 Haziran 1991 tarihleri arasındaki 8 yıllık sürede, tek ve aynı partinin kurduğu üç hükümet, yine 18 Kasım 2002 tarihi ile günümüze kadar 11 yıllık süre içinde tek ve aynı partinin kurduğu 4 hükümet iş başında kalmıştır. Siyasi istikrarın hâkim olduğu bu dönemlerde, ülke sorunlarına çözümler siyasi iktidarlar tarafından bulunmuş, Balyoz ve Ergenekon davalarından anlaşıldığına göre, yasal dayanak ve ideolojik kadrolaşmada bir değişiklik yapılmadığı, hatta fiili darbe planları yapıldığı halde, darbe ve müdahale imkânı verilmemiştir.

Temsilde adalet ilkesinin öne çıkarılması ile güçsüz koalisyon hükümetlerine teslim edilen ülke yönetiminde zafiyetler oluşmuş ve oluşan istikrarsız ortamlar darbe ve müdahalelerin davetçisi haline dönüşmüştür.

28 ŞUBAT DARBESİNİN HEDEF ALDIĞI KİTLE VE YAPTIĞI TAHRİBAT;

28 Şubat 1997 Darbesi, Mimarları tarafından seçilen yanlış Resmi Devlet İdeolojisi nedeni ile geçmiş darbelere nazaran, Milletin tamamına yakınının üzerinde ve Devlet Mekanizmasında çok büyük tahribat yapmıştır. Ordusunu, yargısını ve Devlet kurumlarını, düşmanmış gibi milletinin üstüne sevk ettiğinden, Milletin Ordusuna, Yargısına ve devletine güvenini sarsmış, inanç temelli olarak aralarında uçurumlar olan bölünmelere sebep olmuştur. Bu Darbenin tahribatını, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış düşmanları isteselerdi ve bütün imkânlarını seferber etselerdi 50 senede gerçekleştiremezlerdi.

Bu Darbede, Milletin müşterek inancı olan İslâm dinine dayalı hayat tarzı, din dışı bir yaşam biçimine dönüştürülerek manevî değerlerinin temelleri dinamitlenmek ve insanların inançlarının vicdanlarına gömülmesi istenmiş, İslâmi inançların açık olarak kamu alanlarında yaşanması yasaklanmış, yasaklara uymayan inanç sahipleri hukuk dışı işlemlerle baskı altına alınmış, dışlanmış ve cezalandırılmıştır.  

28 ŞUBAT İDDİANAMESİ;

Bu gün,  28 ŞUBAT 1997 Darbesinin mimarları ve uygulayıcıları yargı önündedir.

Her şeyden önce dış tehditlere karşı kahramanca göğüslerini siper etmesi gereken, bir kısmı yakın mesai arkadaşlarım olan üst rütbeli Silahlı Kuvvetler mensuplarının, sinsice Milletin iradesine ve manevi değerlerine darbeler indirmek için yaptıkları eylemlerden dolayı yargı önünde bulunmaları bizi derecesiz hüzünlendirmektedir. Ancak fiil suç ise, hukuk sistemi içinde yasada gösterilen cezaların bağımsız yargı tarafından verilmesi, fiili işleyen kim olursa olsun adaletin tecellisi için gereklidir. Bu bakımdan dualarımız adaletin tecellisi için olacaktır.

İddialarla birlikte tutuklu-tutuksuz şüphelilerin ifadelerini de içeren ve Yargılamaların başladığı 06 Eylül 2013 tarihinde 13. Ağır ceza Mahkemesinde okunmaya başlanan yaklaşık 1850 sahifelik iddianame, içinden geçip geldiğimiz dönem ve yaşadıklarımızla ilgili önemli bilgi ve belgeleri içermektedir.

İddianame Ocak 1997 yılından başlatılmıştır.

İddianamenin içinde:

  • 17 Ocak 1997 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanına Genelkurmay başkanlığında verilen Birifing ve Cumhurbaşkanının tepkileri ile ilgili belge,,
  • 24 Ocak 1997 tarihinde Gölcük Donanma komutanlığında yapılan “İrtica” konulu seminer belgeleri
  • 04 Şubat 1997 tarihinde Sincan’da tankların yürütülmesi ile ilgili belgeler,
  • 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu Toplantı tutanakları ve 18 maddelik yaptırım belgesi,
  • 04 Nisan 1997 tarihli karaların uygulanmasını takip amacıyla bir “Çalışma kurulunun Oluşturulması” Konulu Belge,
  • 07 Nisan 1997 tarihli “İrtica Konusunda Alınacak Tedbirler” başlıklı belge,
  • 10 Nisan 1997 tarihli “BATI ÇALIŞMA GRUBU” (BÇG) başlıklı belge,
  • “BATI ÇALIŞMA GRUBUNUN” Yapılanmasına ait şema (EK-A)
  • BÇG’de görev verilen personel, brifingleri ve rapor sistemi ile ilgili belgeler,
  • 06 Mayıs 1997 tarihli “Batı harekât konsepti” konulu belge,
  • 27 Mayıs 1997 tarihli “BATI EYLEM PLANI” planı (darbenin hedeflerine ulaşması ve Hükümetin istifasını sağlayacak eylemleri ve uygulayıcılarını kapsamaktadır.) konulu belge,
  • Şüphelilerin ikametgahlarında yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler,
  • Şüphelilerin ifadeleri,
  •  Sonuçta da, Savcılığın değerlendirilmesi ve “Batı çalışma Grubu” üyelerinin fiillerinin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebir ve şiddet yoluyla devirme suçuna” iştirak ettikleri bu nedenle de eylemlerine uyan yürürlükteki 5237 sayılı TCK’nın 312/2. Hükmü nazara alındığında daha lehe olan, eylemin işlendiği zaman yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 64, 147, 31, 33 ve 40. Maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları ile ilgili bilgi belgeler yer almaktadır.

MEVCUT HALİYLE 28 ŞUBAT İDDİANAMESİ ESAS SORUMLULARINI YARGI ÖNÜNE GETİREBİLMİŞ MİDİR?

Bu haliyle 28 Şubat iddianamesi bize göre, resmi belgelere dayanarak Ocak 1997 tarihi ile Refah-Yol Hükümetinin düşürüldüğü 18 Haziran 1997 tarihine kadar olan dönemi kapsamaktadır.

Darbenin hazırlık safhasındaki “Darbeci cuntanın” oluşumunu ve çalışmalarını, Darbenin uygulama safhasındaki 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal’ın ölümü ile başlayan Darbenin TSK ve Devlet bürokrasisindeki tasfiye uygulamalarını, darbe hazırlıklarını, Yargı, MİT, Emniyet, Üst Bürokrasi, Siyasi Parti, STK, Basın ve İş dünyasındaki uzantıları İddianame dışında kalmış, hâsılı 28 Şubat 1997 tarihine kadar “Darbeci Cuntada” görev alan lider kadroları ve cunta üyeleri henüz yargı önüne getirilememiştir.

Bu haliyle, 1987-1997 arasında ve 18 Haziran 1997 tarihinden sonra uygulanan TSK’deki, Devlet bürokrasisindeki, Yargıdaki, Üniversite Öğretim kadrolarındaki, okullardaki tasfiyeler, orta ve yüksek öğrenimde eğitimleri engellenen öğrenciler, batırılan şirketler ne ile izah edilebilecektir?

18 Haziran 1997 sonrasındaki askeri cuntalar, Ergenekon, Balyoz, Poyraz Köy ve Casusluk davaları ile yargı önüne getirilirken, aynı dönemlerde Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Yargıtay Başsavcılığı, HSYK Üyeliği, YÖK Başkanlığı, Üniversite Rektör ve Dekanlıkları, Mülki ve Mahalli İdarelerin başındaki, Resmi-Özel iş Çevrelerinin başındaki, Basın ve STK’ların Yönetimindeki, 28 Şubat kararlarını hukuk dışı yöntemlerle uygulayarak kitleleri mağdur eden zevatın yargı önüne getirilmesi için henüz bir soruşturma başlatılmamıştır.

28 Şubat İddianamesinde yer alan 103 şüphelinin bir kısmı, “Darbe Cuntasının” üyesi olabilir. Ama BÇG esas itibarıyla darbeci damar tarafından, darbenin yönetiminde yararlanmaları için kurulan bir karargâh ve harekât merkezi görevi yapmıştır. Yani, Darbeci Cunta tarafından tehdit olarak değerlendirilen kişi ve kurumlar hakkında bilgi toplamak, değerlendirmek, bertaraf etmek için planlar geliştirmek ve bu hazırlıklarını da belirli periyotlarda karar mercii olan Darbe Cuntasının birinci dereceden sorumluluklarına rapor etmektir.

BÇG ‘de görev alanlar ve bu gün yargı önünde hesap verenler, 28 ŞUBAT SİNSİ ASKERİ DARBESİNİN ancak üçüncü dereceden sorumluları olabilirler.

Batı Çalışma Grubu

YENİ DARBELERİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Birincisi;

Millete ve devlete büyük maddi ve manevi zarar veren, Darbenin esas sorumlukları ve bütün uygulayıcıları yargı önünde hesap vermelidir.

Bize göre 28 Şubat Askeri Darbesinin baş sorumluları o tarihteki Milli Güvenlik Kurulu'nun Asker üyeleri, ikinci büyük sorumluları da yine o tarihteki Yüksek Askeri Şura'nın asker üyeleridir. Üçüncü dereceden sorumluları, BÇG üyeleri BÇG ’nin kontrolüne girmiş olan Yüksek Yargı, YÖK, bir kısım Medya ve STK, bir kısım özel ve kamu Şirketi ve holding, Üniversite Rektör, dekan ve Öğretim Üyeleri, Vali, kaymakam ve Belediye Başkanlarıdır. Dördüncü dereceden sorumlular da 1997 öncesi Darbeci Cuntalarda görev alan, asker ve sivil üyelerdir.

Yargı önüne gelen şüpheliler, cuntaların remi belgelerle açığa çıkmış kısmıdır. Esas Darbeci damarların toplantı ve çalışmalarının resmi kayıtlarda bulunması mümkün değildir. Bu bakımdan uygulamalar ve uygulamalara hedef olanların beyanları bütün sorumluların yargı önüne getirilmesinde önemli kazanmaktadır.

Bu nedenle, 1983:2010 tarihleri arasında, Darbeci Yöneticilerin hukuk dışı uygulamaları ile mağdur olduklarını düşünen ve iddia eden, asker-sivil, resmi-özel, siyasi-siyaset dışı her kişi, kurum, STK ve partiler, 28 Şubat Davasına Mağdur-Müşteki olarak, kendilerini mağdur edenler hakkındaki bilgi ve belgeleri ile birlikte müdahil olmak üzere Ankara 13. Ağır Caza mahkemesine müracaatta bulunmaları gerekmektedir.

Şimdilik bu faaliyet etkin bir şekilde ASDER mensupları tarafında yürütülmektedir. Bu bir görev olarak kabul edilir ise, adaletin tesisinde gereken katkı sağlanabilir ve mağduriyetlerin manevi yükü tazminat olara hukuk dışı davrananların sırtına yüklenebilir. Yeni maceracıların önü de böylece kesilmiş olur.

İkincisi;

Darbenin mağdurlarının gasp edilen maddi ve manevi hakları, Millet tarafından kendilerine verilmelidir.

28 Şubat Askeri Darbesi ile başta askerler olmak üzere Kamuda çalışan inançlı personel ile imam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri ve yüksek öğretim öğrencileri mağdur olmuşlardır. Silahlı kuvvetlerden YAŞ Kararı ile çıkarılanlara yapılan işlemlerin yanlışlığı, askerler için 6191 Sayılı Yasa çıkarılarak, 657 sayılı yasaya tabi devlet görevlilerinin hakları da 5525 sayılı kanuna eklenen birinci madde ile kabul edilmiş ve bu personelin bir kısım hakları verilmiştir. Ama henüz mağduriyetlerin tamamı giderilmemiştir. Bunları tekrar ifade etmek gerekir ise;

  • YAŞ Mağdurlarının geriye dönük haklarının tamamı verilerek maddi ve manevi açıdan tatmin edilmelidirler.
  • Yargıya açık idari işlemlerle çıkarılan subay, astsubay, askeri öğrenci ve uzman personelin de 6191 Sayılı yasanın kapsamına alınarak hakları verilmelidir.
  • Bunaltıcı baskı sonucunda, emekliliğe ve istifaya zorlananlar da, Silahlı kuvvetlerdeki emsallerinin haklarına kavuşturulmalıdır.

Üçüncüsü;

Bir daha askeri darbe olmaması için tedbirler, imkan var iken alınmalıdır.

Darbelere dayanak yapılan bir kısım mevzuat özellikle 12 Eylül 2010 Anayasa referandumundan sonra çıkarılan bir kısım yasal düzenlemelerle değiştirilmiştir. Ancak yeterli değildir.

28 ŞUBAT VE DARBE DAYANAKLARININ BUGÜNKÜ DURUMU

DARBELERİN DAYANAKLARI

28 ŞUBAT 1997 DURUMU

BUGÜNKÜ DURUM

BİRİNCİSİ

YASAL DAYANAK

1.       ANAYASANIN DEĞİŞMEZ MADDELERİ

1. AYNEN DURUYOR.

2.       DİNİ İNANÇ VE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ÜZERİNDEKİ ANAYASAL KISITLAMALAR

2. 12 EYLÜL2010 REFERANDUMU İLE KISMEN KALDIRILDI. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ İLE GENİŞLETİLECEK

3.       CUMHURBAŞKANININ SEÇİLME ŞEKLİ

3. CUMHURBAŞKANININ SEÇİMİ 2008'DEN İTİBAREN MİLLETE AİT

4.       ÇOK BAŞLI YARGI

4. HENÜZ KALDIRILAMADI

5.       MGK'NUN YAPISI

5. 2001 YILINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE ÜYE SAYISI 14'E ÇIKARILDI. YENİ ANAYASADA MGK OLMAYACAK

6.       MGSB'NİN GNKUR TARAFINDAN  HAZIRLANMASI

6. 2010 YILINDA MGSB HÜKÜMET TARAFINDAN YAPILDI.

7.       GNKUR. BŞK. 'LIĞININ BAĞLANTISI

7. DEĞİŞMEDİ. YENİ ANAYASAYI BEKLİYOR.

8.       TSK ’NIN  VAZİFESİ (35.MD.)

8. DEĞİŞTİ

9.       J.GNL.K.LIĞI/GNKUR.'LIĞI BAĞLANTISI

9. BAĞLANTI DEVAM EDİYOR  

10.     YAŞ'IN YAPISI

10. DEĞİŞMEDİ

İKİNCİSİ

İDEOLOJİK KADROLAŞMA

1.       CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINDA TERS İDEOLOJİK KİŞİLER

1. CUMHURBAŞKANINI MİLLET KENDİ DEĞERLERİNE SAHİP OLANLARI SEÇİYOR.

2.       TSK'DA MANEVİ DEĞERLERE TERS İDEOLOJİK KADROLAŞMA

2. 28 ŞUBAT DÖNEMİNDEN DAHA KESKİNDİR.

3.       YÜKSEK YARGIDA İDEOLOJİK KADROLAŞMA

3. 2010 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE YENİ CUMHURBAŞKANI İLE DEĞİŞİYOR

4.       YÖK'DE İDEOLOJİK KADROLAŞMA

4. YENİ CUMHURBAŞKANI İLE DEĞİŞTİ.

5.       ÜNİVERSİTELERDE İDEOLOJİK KADROLAŞMA

5. YENİ CUMHURBAŞKANI VE YÖK YÖNETİMİNDE DEĞİŞİYOR.

6.       KAMUDA İDEOLOJİK KADROLAŞMA

6. SİYASİ İSTİKRAR MENFİ İDEOLOJİK KADROLAŞMAYI ENGELLEMEKTEDİR

7.       MESLEK KURULUŞLARINDA İDEOLOJİK KADROLAŞMA

7. MEVCUT SİYASİ İSTİKRAR ETKİSİZ HALE GETİRMİŞTİR.

8.       BASINDA İDEOLOJİK KADROLAŞMA

8. MEVCUT SİYASİ İSTİKRAR VE DARBE YARGILAMALARI ETKİSİZ HALE GETİRMİŞTİR.

ÜÇÜNCÜSÜ

SİYASİ

İSTİKRARSIZLIK

KISA ÖMÜRLÜ ZAYIF KOALİSYON HÜKÜMETLERİ

(1990:2002 ARASI)

1. 2002 YILINDAN İTİBAREN 11 YILI AŞKIN TBMM DE ÇOĞUNLUĞA SAHİP BİR PARTİ TARAFINDAN KURULAN HÜKÜMETLER:

      a. DARBELERE ENGEL OLMAKTADIR.

      b. 27 NİSAN 2007 GİRİŞİMİ BAŞARISIZ OLMUŞTUR.

       c. DARBECİLER YARGILANABİLMEKTEDİR.

2. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİNDEKİ SEÇİM SİSTEMİ  İSTİKRARI SAĞLAYACAK YÖNDE GERÇEKLEŞMELİDİR.

Çizelgede mavi renkli olanlar Darbe dayanaklarından değiştirilemeyenlerdir. Dikkat edildiğinde, değiştirilemeyenler, Anayasa hükmü olanlarla Silahlı Kuvvetlerle ilgili olanlardır.

Müdahalelerin ve darbelerin tekrar Ülkemizin gündemini işgal etmemesi, Milli ve siyasi iradenin üzerinde hiç bir kurumun vesayet kuramaması ve ileri demokrasinin kurallarına uygun bir yönetim şeklinin yerleşebilmesi için, yapılması gerekenleri de ifade ederek yazımı  tamamlamak istiyorum.

Yeni Anayasa çalışmasını fırsat bilerek, siyasi istikrar mevcut iken, yani Devlet Kurumları üzerinde kontrol ve TBMM de çoğunluk mevcut iken; darbeler ve vesayet için dayanak yapılan yasal mevzuatı, Kamudaki ideolojik kadrolaşmayı ve siyasi istikrarın bozulmasına neden olan ortamı ortadan kaldıracak aşağıdaki düzenlemeler yapılmalıdır.

  • Anayasada resmi ideoloji, değişmez maddeler ve laiklik ilkesi bulunmamalı, ana dilde eğitim imkânı sağlanmalı, temel insan hak ve özgürlükleri kısıtlanmamalı, vatandaşın anayasal sıfatı olmamalıdır.
  • TBMM ve Hükümetin bütün devlet kurumları üzerinde otorite kurması sağlanmalı, yetkiler TBMM 'inde toplanırken, Meclis güçlendirilmeli, temsilde adaletten feragat edip, yönetimde istikrar sağlayacak şekilde seçim barajları yükseltilmeli veya seçim sistemi değiştirilerek tek parti iktidarı sağlanacak düzenlemeler getirilmelidir.
  • Siyasi iradenin  üzerinde hiç bir kurumun  vesayeti olmamalıdır.
  • Asker siyasetin üzerinde vesayet kuramamalı, Milli Güvenlik Kurulu kaldırılmalı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları ayrı ayrı MSB 'lığına bağlanmalı ve TSK yeniden yapılandırılmalı, YAŞ' 'nın yapısı değiştirilmeli ve bütün kararları yargıya açık olmalı, Jandarma Genel Komutanlığının Genelkurmay Başkanlığı  ile organik bağı koparılmalı, askeri yüksek yargı kaldırılmalı, askeri hakimler üniformasız olmalıdır.
  • Milli Güvenlik Siyaset Belgesinden iç tehdit değerlendirmeleri kaldırılmalıdır.

Bundan sonra savcılarımıza, yargımıza, TBMM'ne ve Milletimize görev düşmektedir. Milletimiz,  insana hizmeti merkezine alan bir devlet organizasyonu ile idare edilmeyi hak etmektedir. 29 Eylül 2013

Adnan Tanrıverdi

Emekli Tuğgeneral

ASDER Onursal Başkanı ve

ASSAM Ynt. Krl.Başkanı

 

 

 

 

 

Okunma 4971 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 09 Ekim 2013 10:48
Adnan TANRIVERDİ

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi Kimdir?

 

08 Kasım 1944 tarihinde Konya'nın Akşehir ilçesinde doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Adnan TanrıverdiAkşehir'de bitirdi. Orta tahsilinden sonra 1962-1963 öğrenim yılında bir yıl ilkokulda vekil öğretmen olarak görev yaptı. 1963-1964 öğrenim yılında bir yıl İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümünde öğrenim gördü.

1964 yılında Kara Harp Okuluna girdi. 30 Ağustos 1966 yılında; Topçu Subayı olarak pekiyi derece ile Kara Harp okulunu bitirdi. 1967 yılında Topçu ve Füze Okulu Subay Temel Kursunu ikincilikle bitirdi. Mart 1967 tarihinde Teğmenliğe nasbedildi. Aynı yıl Füsun Hanım ile evlendi.

Sırasıyla; 23ncüPiyade Tugayı 8inci Topçu Taburunda(İstanbul), 10uncu Piyade Tümeni Topçu Alayında (Tatvan), 58inci Topçu Er Eğitim Tugayı Karargah Bölüğü ve 1inci Topçu Taburunda Batarya Komutanlıkları (Burdur) görevlerinde bulundu. 30 Ağustos 1970'de Üsteğmen, 30 Ağustos 1973'de Yüzbaşı rütbesine yükseltildi. Topçu Ve Füze Okulu Kurslar Alayı Yedek Subay taburunda Yedek subay Bölük Komutanlığı yaptı.

1976-1978 yıllarında Kara Harp Akademisinde öğrenim görerek 1978 yılında Kurmay Subay statüsünü kazandı. 1980 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisini bitirdi. Kurmay Sb. olarak; 2nci Piyade Tümen  Komutanlığında  (Adapazarı) İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Kurmay Başkan Vekilliği; Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği; Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı Lojistik ve Harekat Şube Müdürlükleri, Kurmay Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu.

30 Ağustos 1980 tarihinde mümtazen terfi ettirilerek Binbaşılığa, 30 Ağustos 1984 tarihinde Yarbaylığa, 30 Ağustos 1987 tarihinde Albaylığa yükseltildi.

Akademi öncesi Özel Tekamül Kursları, Fransızca Temel Kursu ve Gayri nizami Harp Kursu gördü.

1986-1988 yıllarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sivil savunma Teşkilat Başkanlığı, 1988-1990 yıllarında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1inci ve 2nci Dairelerinde Subay Üyelik ve 1inci Daire Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu.

1990 yılında 8inci Kolordu Topçu Alay Komutanlığı (Malazgirt) görevine atandı. Bu görevde iken 30 Ağustos 1992 tarihinde Tuğgeneralliğe yükseltildi.

1992-1995 yılları arasında üç yıl 2inci Zırhlı Tugay Komutanlığı (Kartal), 1995-1996 yıllarında da Kara Kuvvetleri Sağlık Daire Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 30 Ağustos 1996 yılında kadrosuzluktan emekliye sevk edildi.

Emekliye ayrıldıktan sonra, 1997:1998 yılları arasında bir yıl süre ile fahri olarak , Üsküdar FM Radyosunun Genel Koordinatörlük görevini yürüttü. 30 Mayıs 2004 tarihinde İhlâs Marmara Evleri Camii Yaptırma ve Yardım Derneği Yönetim Kurulunda yer aldı. 28 Kasım 2004:22 Kasım 2009 tarihleri arasında Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) nin Genel Başkanlığı görevini üstlenmiştir.

ASDER Onursal Başkanı olarak, Müslüman Ülke Silahlı kuvvetlerinin Organizasyon ve stratejik kullanımına Danışmanlık, son kullanıcı seviyesinden eğitici seviyesine kadar, özel konularda eğitim ve harp, silah ve araçlarının temini, bakım ve onarımı hizmetlerinde görev yapmak üzere SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim şirketini 28 Şubat 2012 tarihinde; İslam Ülkelerinin bir irade etrafında birleşmesinin teknik esaslarını inceleme ve İslam birliği temelinin atılması için uygun koşulları oluşturma hizmetleri için "Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneğini" (ASSAM) 24 Mayıs 2013 Tarihinde; SADAT A. Ş. Bünyesinde hizmet verecek emekli askeri personelin kondisyonlarını muhafaza etme ve geliştirme hizmetlerinin yürütülmesi için "Yunus Uluslararası Doğa Sporları Derneği ve Deniz Sporları Kulübünü" (YUSDER) 19 Ocak 2013 tarihinde Kurmuştur.

Halen; ASDER Onursal başkanlığı ile ASSAM, SADAT A.Ş. ve YUSDER Yönetim Kurulu Başkanlıklarını aktif olarak yürütmektedir.

Evli ve iki çocuk babası olup Fransızca bilir.

 

من هو الجنرال المتقاعد عدنان تاريفيردي

 

هو من مواليد 08/11/1944 من محافظة قونية منطقة أكشيهير , أتم دراسته الابتدائية و الاعدادية و الثانوية في أكشيهير . بعد التعليم الثانوي عام 1962 – 1963 قام بوظيفة مدرس وكيل للمرحلة الابتدائية في سنة تدريسية . وفي عام 1963-1964 في هذه السنة دخل جامعة استنبول كلية العلوم قسم الحيوان .

في عام 1964 دخل الى المدرسة الحربية . بتاريخ 30 أغسطس عام 1966 , انهى المدرسة الحربية كضابط مدفعية و بقدير امتياز . في عام 1967 , انهى كضابط عام في مدرسة المدفعية و الصواريخ واحتل المركز الثاني . وبتاريخ 1967 آذار تخرج برتبة ملازم . و بنفس العام تزوج من السيدة نوفوس .

على التوالي : قام بالخدمة في  اللواء 23 مشاة في الكتيبة 8 مدفعية ( استنبول ) , في اللواء 10 شعبة فوج المدفعية (تطوان) , الكتيبة 58 لواء التدريب الخاص مقر الكتيبة و الكتيبة الاولى وقيادة البطاريات (بوردور) , بتاريخ 30 أغسطس عام 1970 رفع الى رتبة ملازم أول , وبتاريخ 30 أغسطس عام 1973 رفع الى رتبة نقيب . وخدم كقائد قسم الضباط الاحتياط في دورات مدرسة المدفعية و الصواريخ .

بين أعوام 1976 – 1978 قام بالتدريس في اكاديمية الحرب البرية وفي عام 1978 اكتسب مكانة ضابط اركان . في عام 1980 انهى اكاديمية القوات المسلحة بكونه ضابط أركان .

تواجد أيضا في الخدمة في الاماكن التالية : قيادة اللواء الثاني (أدابازاري) مديرية فرع الاستخبارات و قسم نائب رئيس الأركان , عضوية مدرس في اكاديمية الحرب البرية مديرية فرع الحركات و الخدمات اللوجستية,وفي دائرة الحرب الخاصة في رئاسة الاركان , وقسم  نائب رئيس الأركان .

وبتاريخ 30 أغسطس 1980 رفع الى رتبة رائد بتقدير ممتاز , وبتاريخ 30 أغسطس 1984 رفع الى رتبة مقدم , وبتاريخ 30 أغسطس 1987 رفع الى رتبة عقيد .

قبل الأكاديمية دورات تطوير خاصة , دورة أساسية باللغة الفرنسية , و أخذ ايضا دورة في الحروب الغير نظامية .

بين أعوام 1986 – 1988 قائد تشكيلات الدفاع المدني في جمهورية شمال قبرص التركية .

بين أعوام 1988 – 1990  كان بالخدمة في المحكمة العسكرية الادارة العليا في الدوائر الأولى و الثانية كعضو ضابط , وشغل نائب رئيس الدائرة الثانية .

وفي عام 1990 تم تعيينه في قيادة لواء المدفعية في الفيلق 8(ملازجيت). ورفع الى رتبة عميد عام 1992 وهو في هذا الموقع .

تواجد بالخدمة بين أعوام 1992 – 1995 ثلاث سنوات في اللواء الثاني مدرع (كارتال), في عامي 1995 – 1996 كان في قيادة دائرة الصحة للقوات البرية  , ثم بتاريخ 30 أغسطس من عام 1996 تمت احالته من العمل الى التقاعد .

بعد أن تقاعد , بين أعوام 1997:1998 ولمدة عام واحد كان بمثابة رئيس فخري و عمل كمنسق عام لراديو اسكودار . بتاريخ 30 آذار (مارس) 2004 كان له موقع في ادارة انشاء جمعية للمساعدة و بناء جامع في منطفة منازل اخلاص مرمرة.

وبين تواريخ 28 تشرين الثاني(نوفمبر)عام 2004 ,22 تشرين الثاني (نوفمبر) 2009 شغل منصب رئيس الجمعية العامة لجمعية المدافعين عن العدالة (ASDER).

وكونه رئيس فخري لـ (ASDER) : بتاريخ 28 شباط 2012 تم انشاء شركة SADAT  الاستشارية الدولية للدفاع و التجارة والتجارة و الصناعة المساهمة , وذلك لخدمات الصيانة و الاصلاح وتأمين المعدات للأسلحة و الحرب و التدريب بشكل خاص , و التدريب من مستوى المجند الى مستويات المدرب , و تنظيم القوات المسلحة للدول المسلمة و استشارات في الاستخدام الاستراتيجي. القيام بالخدمات اللازمة وخلق ظروف مواتية لارساء أسس الاتحاد بين الدول الاسلامية بارادة موحدة والقيام بالخطوات المطلوبة ودراسة المبادئ التقنية " جمعية مركز المدافعين عن العدالة للأبحاث الاستراتيجية ". بتاريخ 24 آذار (مارس) 2013 قامت SADAT A بالتشكيل في بنيتها "جمعية يونس الدولية للألعاب المائية و فرق الرياضات البحرية " في 19 يناير 2013  وذلك لاعطاء الخدمات وضمت في بنيتها العسكريين المتقاعدين للمحافظة على الحالة الممتازة و تسيير تطوير الخدمات .

والآن : يقوم بتسيير وبحالة فعالة رئاسة مجلس ادارة YUSDER و SADAT A.Ş  و ASSAM

 و الرئاسة الفخرية لـ ASDER

متزوج وأب لولدين , ويجيد الفرنسية    

Web site: www.adnantanriverdi.com
Yorum eklemek için giriş yapın
Adres: Yakuplu Mahallesi Hürriyet Bulvarı No:17 Kat:1 Daire:5 Beylikdüzü / İstanbul / 34524 / Türkiye
Tel : +90 555 000 58 00 eposta: info @ assam . org . tr