Savunma ve Savunma Sanayi
Open Panel
assam logo 150

 ASSAM®

Adaleti Savunanlar

Stratejik Araştırmalar Merkezi

Derneği

Perşembe, 15 Aralık 2016 00:00

Özel Askeri Şirketler

Yazan 
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Özel Askeri Şirketler

 

İkinci Dünya Savaşının sonunda başlayan 1945-1990 yılları arası dönem, "So­ğuk Savaş" dönemdir. Soğuk Savaş'ın bitişiyle birlikte Yeni Dünya Düzeninde ABD en büyük asimetrik güç ve Askeri-siyasi açıdan lider konumundadır.

100 yıl önce İslam coğrafyasını yapılandıran küresel güçler, soğuk savaş bitimiyle başlayan Yeni Dünya düzeninde, BOP projesiyle bu seferde coğrafyamızı, milliyet-mezhep ve cemaat kamplaşmalarını kışkırtarak bir kaosa ortamına sürükleyip-ayrıştırarak, kontrol altına alma stratejisi ile hakimiyetlerini kurmak istemektedirler.

Büyük Ortadoğu Projesinde coğrafyamızı yeniden yapılandırmaya soyunan güçler bölgede İsrail’e tehdit oluşturmayacak yeni düzenlemeyi gerçekleştirmek için asimetrik olarak saldırılarına 11 Eylül 2001 tarihinde başlamışlardır.

ABD ve Müttefikleri ilk önce El Kaideyi bahane ederek Afganistan’ı işgal etmiş, Pakistan’ı istikrarsızlaştırmıştır. Bu günde IŞID ve Şİİ milisler araç olarak kullanılarak coğrafyamızı işgal etme mücadelesini sürdürmektedirler.

Adı konmamış İslam coğrafyasındaki bu savaşın tarafları, Küresel güçler (ABD-İngiltere-Almanya-Fransa-Rusya) ile Bölgesel güç olan Türkiye’nin arasındadır. Bu savaşta ABD ve müttefikleri düzenli ordularının yanında, vekalet verdiği bölgesel etnik-mezhepsel güçlerle birlikte “Özel Askeri Şirketleri’ de” kullanmasıyla, savaşa yeni bir boyut katmıştır.

Türkiye’nin Güvenlik stratejisinde, savunma alanında bu yeni Enstrümanı-Gücü “Özel Askeri Şirketleri” de kullanabilecek kararlığı, göstererek değerlendirmeye alması gerekebilir.

Kuvvet kullanım tekelinin devletlerde olması anlayışı, devleti hem yurtiçinde hem de Uluslararası alanda güvenlik tedarikçisi olarak kurumsallaştırmıştır.[1]

Özel askerî şirketler özellikle 11 Eylül olaylarından sonra, Birleşmiş Milletlerin etkinliğini yitirdiği ve uluslararası hukuka saygının bir kenara bırakıldığı dönemden sonra, savaşın değişen niteliği, askerî hizmetlerin dış kaynaklardan yararlanması, Irak ve Af­ganistan’ı özel güvenlik şirketlerine devretmesi, ABD ordusun­dan sonra, en büyük gücü “özel askerî şirketler” oluşturmuştur.[2]

“The Center for Public Integrity”adlı kuruluşun yaptığı ve 2004 ile 2006 arasını kapsayan araştırmaya göre Irak ve Afganistan'da ABD ordusunun ihaleleri her yıl yüzde elli oranında artış göstermiştir. Yine aynı raporda Irak'taki ihalelerin toplamının Afganistan'dakinin yedi katı olduğu görülmüştür. En çok ihale alan şirket 16 milyar Amerikan doları ile Kellog Brown & Root(KBR) iken, ikinci sırada bulunan Dyn Corp'unKBR dokuzda biri kadar ihale alması dikkat çekmiştir. 17 Iraklı sivilin ölümünden sorumlu tutulan ve kamuo­yunda adı sık duyulan Blackwater, 485 milyon Amerikan doları ile özel askerî şirketler arasında on ikinci sırada yer almıştır. [3]

Güvenlik sorunlarını ortaya çıkaran tehditler bu unsurlara göre çeşitlilik göstermektedir. Bu çerçeveden daha önce sadece egemen devletlerin yetkisinde bulunan işlevleri "kamu ya­rarı" adına artık devlet-dışı aktörlerin kamu kuruluşları ile birlikte yerine getirmesi, bir tür yöne­tişim anlayışını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde devletler güvenliğin temininde baş aktör olmayı sürdürmelerine karşın, dev­let-dışı aktörler de giderek devletleri tamamlamakta ve devlet ile devlet-dışı aktörler arasında yeni koordinasyon ağları gelişmektedir. [4]

ABD örneğinde görüldüğü gibi büyük devletler de kendi kamu-oylarındaki baskıyı aşmanın bir yolu olarak bu özel askerî şirketleri kiralama yoluna başvurmak­tadırlar. Ayrıca, bu sayede siyasi açıdan çatışmaya dahil olmadığından uluslararası siyasette yıp­ranma olasılığını düşürebilmektedirler. Özel askerî şirketlerdeki görevlilerin can kayıpları ulusal ordulardaki kayıplar kadar ulusal kamuoylarında tepki çekmemektedir.[5]

Temel yeteneği savaşmak olan ve cephede, ön hatlarda muharip unsurlarla beraber veya muharip unsurlar gibi hareket eden özel askerî sektörün temsilcilerine Askerî şirket denmektedir.[6]

Özel askerî şirketler, özel mülkiyetin korunmasından askerî üs ve limanların yönetimine, insani yardım kuruluşlarına ait konvoyların güvenliğinin sağlanmasından, istihbarat ya da lojistik konularında eğitim verilme­sine kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedirler.[7]

Temel yeteneği savaşmak olan şirketler Özel As­kerî Şirketler;temel yeteneği danışmanlık ve eğitim hizmeti vermek olanlar Askerî Danışmanlık Şirketleri ve son olarak temel yeteneği lojistik ve hizmet desteği sağlamak olanlar ise Askerî Des­tek Şirketleri olarak adlandırılmaktadır. Özel askerî sektörü oluşturan tüm bu şirketlere şemsiye isim olarak ise “Özel Askerî Şirketler” de denilmektedir. [8]

Savaş alanlarında yer alan askerî şirketlerle savaş alanları dışında kullanılan güvenlik şir­ketlerinin aynı sınıflandırmaya dahil edilmemesi gerekmektedir. Çünkü o zaman bir alışveriş mer­kezinin güvenliğini sağlayan şirketle Irak'ta konvoylara koruma sağlayan şirketi aynı sınıfta de­ğerlendirmek gerekir. [9]

Paralı askerlik ile özel askerî şirketlerin hizmetlerinin niteliği farklıdır. Şöyle ki, paralı askerler yabancı bir orduda ücreti kar­şılığında hizmet sunarken, Askeri şirketler sözleşme karşılığında hizmetlerini kiralamaktadırlar.[10]

Bu hizmetleri talep eden müşteriler de çeşitlilik göstermektedir: Afrika Birliği, AGİT, Avrupa Birliği, BM ve NATO, çok-uluslu şirketler ve sivil toplum kuruluşları bunlar arasındadır. Özel askerî şirketler Amerika Birleşik Devletleri tarafından Kolombiya, Afganistan ve Irak'ta kulla­nıldığı görülmüştür. Özel askerî şirketlerin baş müşterisi ise ABD'dir. [11]

ABD, 1991 Körfez Savaşı sırasında ordusunda 711.000 aktif asker bulundururken, 2003 Irak Savaşı sırasında bu sayı 487.000'e düşmüştür. Bu personel açığı kısmen özel askerî şirketlerden karşılanmıştır. Eylül 2007 itibariyle ABD'nin Güneybatı Asya'da bulunan asker sayısı 160.000 iken, Amerikan ordu­sunun bu bölgede ihalelerle verdiği hizmetlerde çalışanların sayısı 196.000'dir. [12]

1990'lı yıllarda ABD'de savunma şirketlerinin birleşmelerinin teşvik edilmesi sonucunda Lockhe­ed Martin, Boeing, Raytheon ve Northrop Grumman gibi dev askerî şirketler oluşmuştur. Avru­pa'da ise Fransa'nın SOGEADE, İspanya'nın SEPİ ve Almanya'nın Daimler-Chryslerşirketleri 2001'de birleşerek “European Aeronautic Defence and Space”(EADS) ortaklığını kurmuşlardır. EADS, İngiltere'nin BAE Systems şirketinden sonra Avrupa'nın en büyük silah şirketidir. [13]

Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra pek çok devlet askerî bütçelerini kısmış ve askerle­rinin sayısını azaltma yoluna gitmiştir. Dünya genelinde 1993 ile 2003 arasında asker sayısı yak­laşık 9 milyon azalmıştır. Bu, birçok emekli askeri, mes­leklerini ve uzmanlıklarını özel askerî şirketlerde değerlendirmeye sevk etmiştir.[14]

ABD ise, 1990'lardan beri askerî hizmetlerini giderek özel askerî şirketlerden karşılamayı tercih etmiştir. ABD'nin ordusuna ayırdığı 2006 bütçesinde 300 milyar Amerikan doları ihaleler yoluyla harcanmıştır. Bu özelliği ile Pentagon dünyanın en büyük alıcısıdır. Gerçekten de Irak'ta şiddetin tırmanması sonucunda özel askerî şirketler, özel sektör şirketlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetle­rinin koruma altına alınması, oluşturulan Irak polis gücünün eğitimi ve donatımı gibi birçok alan­da faaliyet gösterir duruma gelmişlerdir. [15]

Askerî şirketlerin gelmiş geçmiş en yoğun kullanım alanı Irak Savaşı'nda olmuştur. Irak'ta kesin olmamakla birlikte 60'tan fazla şirket, 20.000'i aşan çalı­şanı ile varlığını göstermiştir. İlginç olan nokta Irak Savaşı'nda ve devamında bölgede bulunan Ko­alisyon Kuvvetlerini oluşturan ülkelerin sıralamasında en fazla katkıyı ABD'den sonra askerî şir­ketlerin yapmasıdır. 2007'de ABD yönetimi Irak'ta yaklaşık 180.000 özel güvenlik personelini ça­lıştırmıştır ki bu sayı orada görev yapan Amerikan birliklerinden 20 bin daha fazladır. Irak Sa­vaşı'nda askerî şirketlerin rolünü anlatan bir başka çarpıcı örnek ise Kuveyt'te bulunan Doha Kışlası'dır. Askerî bir kışla olan bu bölge askerî şirketler tarafından yönetilmekte ve korunmaktadır. [16]

Merkezi ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Vinnell Corporation ise askerî teçhizat sağlayan ve askerî eğitim yaptıran bir şirket olarak kurulmuş ve 1975'te Suudi Arabistan'ın mu­hafız alayını kurmak ve eğitmek üzere uzun dönemli bir ihale alarak, muhafız alayını top ve uçak ­savar dahil askerî malzemelerle donatmıştır. Şirket yetkilileri 1979'da hükümet karşıtı güçlerin ayaklanmasının bastırılmasında Suudi ordusuna taktik vererek danışmanlık hizmeti de vermişler­dir. 1991 Körfez Savaşı esnasında şirketin eğittiği Suudi Tugayları çatışmalara dahil olmuştur. [17]

ABD anavatanını korumak için oluşturulan Kuzey Komutanlığı'nın herhangi bir saldırıya karşı gerekli reaksiyonu koordine edecek istihbarat ve muhabere sistemleri de özel askeri şirketlere verildi. Özel askeri şirketler ABD Savunma Bakanlığı'ndan izin alarak yabancı ülkelerle anlaşmalar yapmaya devam etmektedir. Nijerya, Tayvan ve Ekvator Ginesi orduları bu şirketler tarafından eğitildi. [18]

Bush yönetiminin terörizm ile savaş konsepti ABD ordusunun diğer ülkelerdeki orduları eğitim ve diğer örtülü görevler için üniformasız personel kullanma gayretini artmıştır. Örneğin, hâlihazırda Afganistan'daki Taliban sonrası Askeri Gücün eğitimi de Özel Askeri Şirketlere verilmiştir. Özel Askeri Şirketler Afganistan'da Karzai'ye koruma personeli sağlamaktan Guantanamo'da toplama kampı inşa etmeye kadar pek çok iş aldılar. [19]

Özel Askeri şirketler ya da bu kurumların çalıştırdığı elemanlar daha önce orduya lojistik destek sağlamak, teçhizat alanında yardım etmek, yemek, erzak ve yakıt nakliyatı gibi işleri üstleniyordu. Ama Irak'ta özel askeri şirketlerin rolleri değişti ve hatta Irak Savaşı ile tamamen boyut değiştirdi. Özel askeri şirketler artık orduya ait daha hassas görevleri de üstlenmektedir.[20]

Devletler, uluslararası örgütler, hükümet-dışı kuruluşlar ve çok-uluslu şirketlerin uluslara­rası operasyonlarında kendi stratejik çıkarlarını korumak ve güvenlik hizmetlerini yerine getirt­mek için "kuvvet" talebinde bulunmaları sonucu özel askerî şirketlerin sayısı hızla artmış ve bunun sonucunda küresel düzeyde bir özel askerî sektör oluşmuştur.[21]

SONUÇ

Günümüzdeki savaşlarda yüksek yoğunluklu Karşılıklı Orduların savaşı yerine, sivil uzmanlarca desteklenen, teknolojinin üst seviyede kullanıldığı, yerel güçlerle dengelendiği, Özel Askeri Şirketlerin kullanıldığı savaşa dönüşmüştür.

Artık savaşlarda cephelerde savaşacak büyük ordulara ihtiyaç duyulmamaktadır. Yüksek teknolojilere ve uzman personele duyulan ihtiyaç Özel Askeri Şirketlere olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır.

Mayınlı arazilerin temizlenmesinden, lojistik hizmetlerine, istihbarat ve danışmanlık hizmetlerinden, muharip unsurlara varana kadar savunma ve güvenlik alanının önemli paydaşlarından biri özel askerî şirketler olmuştur. 21 yy.’ın değişen savaş anlayışı ve muharebe alanının olumlu/olumsuz kazandığı yeni özelliklere paralel olarak savunma ve güvenlik paradigması da değişime uğramıştır. Hiç kuşkusuz bu değişimlerin getirdiği sonuçlardan biri de özel askerî şirketlerin varlığı/gerekliliği olmuştur.

Geleneksel olarak güvenliğin sağlanması devletin temel fonksiyonlarından biri kabul edilirken, 20. Yüzyılın son çeyreğinde, geniş bir alana yayılan ve her geçen gün önem kazanan bu hizmetin sadece devlet organları ve görevlileri tarafından karşılanamayacağı anlaşılmıştır. Bu yeni durum karşısında, devlet görevlilerinin hizmetlerine yardımcı olacak bir biçimde özel askeri şirket ve güvenlik kuruluşlarının oluşturulması yaygınlık kazanmıştır. İlk bakışta özel askeri şirketlerin ortaya çıkışı ve bu kadar çabuk çoğalması devletin devlet gücü ve egemenliğinin erozyona uğradığı gibi bir endişe ile karşılansa da, bu aynı zamanda devlet ve özel aktörlerin yönetişim, dış politik baskı ve kontrol teknolojilerinin birbirine eklendiği yeni bir güvenlik ağı ortaya çıkarmaktadır.[22]

Türkiye bölgeye yönelik olarak geliştirilen yeniden tasarım projelerine karşı, özne olarak hareket etme iradesini ortaya koymuş ve bu iradesinden geri adım atmayacağını yapılan bütün saldırılara rağmen fiili olarak göstermiştir. Gerek ekonomik ve siyasal alanda, gerek psikolojik ve sosyolojik alanda, gerekse askerî (terörizm, sınır güvenliği, siber savunma) alanda maruz kaldığı saldırıları göğüsleme kararlılığında olan Türkiye, Fırat Kalkanı harekatıyla savunma stratejisini sınır ötesinde, tehlikenin kaynağında yok etme yolunu tercih etmiştir. Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve benzer mahiyette olan güvenlik meselelerinin hallinde özel askerî şirketlerden istifade etmesi önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öte yandan askerî şirketlerin oluşturduğu ekonomik yapı göz önüne alındığında, ekonomik gerekçeler bile Türkiye’nin bu alanda olması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

14 Aralık 2016

                                                                                             Çetin ZAMANTIOĞLU

                                                                                                   Araştırmacı 

Kaynakça

 

1-      Mustafa Aydın, Hans Günter Brauch, Mitat Çelikpala, Ursula Oswald Spring, Necati Polat, “Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 398, 2. Baskı, Bilgi yayınları, İstanbul, Haziran-2015.

2-      Sait Yılmaz, “21.Yüzyılda Güvenlik Alanının Yeni Sivil Aktörleri” http://usam.aydin.edu.tr/OZELASKERISIRKETLER(4B4F).pdf (Erişim Tarihi, 13.12.2016).

[1]- Mustafa Aydın, Hans Günter Brauch, Mitat Çelikpala, Ursula Oswald Spring, Necati Polat, “Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 398, 2. Baskı, Bilgi yayınları, İstanbul, Haziran-2015. Ss, 385-405.

[2]- Mustafa Aydın, “Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe

[3]- Age,

[4] -Age,

[5]-  Age,

[6] -Age,

[7] -Age,

[8] -Age,

[9] -Age,

[10] -Age,

[11] -Age,

[12]-Age,

[13] -Age,

[14] -Age,

[15] -Age,

[16] -Age,

[17] -Age,

[18]-Sait Yılmaz, “21.Yüzyılda Güvenlik Alanının Yeni Sivil Aktörleri” http://usam.aydin.edu.tr/OZELASKERISIRKETLER(4B4F).pdf (Erişim Tarihi, 13.12.2016)

[19]- Sait Yılmaz, “21.Yüzyılda Güvenlik Alanının Yeni Sivil Aktörleri”

[20]- A.g.e.

[21]-Mustafa Aydın, Hans Günter Brauch, Mitat Çelikpala, Ursula Oswald Spring, Necati Polat, “Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 398, 2. Baskı, Bilgi yayınları, İstanbul, Haziran-2015.

[22]- Sait Yılmaz, “21.Yüzyılda Güvenlik Alanının Yeni Sivil Aktörleri” http://usam.aydin.edu.tr/OZELASKERISIRKETLER(4B4F).pdf (Erişim Tarihi, 13.12.2016)

Okunma 1903 defa Son Düzenlenme Pazar, 18 Aralık 2016 09:38
Yorum eklemek için giriş yapın
Adres: Yakuplu Mahallesi Hürriyet Bulvarı No:17 Kat:1 Daire:5 Beylikdüzü / İstanbul / 34524 / Türkiye
Tel : +90 555 000 58 00 eposta: info @ assam . org . tr