Rate this item
(0 votes)

1980 sonrasındaki  yeni versiyon; “2.0  küreselleşme” dalgası, beraberinde dominant gücünü, yani neoliberal anlayışı da ekonomiden, siyasete, kültürden moral değerlere kadar kısaca, toplumu inşa eden bütün kılcallarına taşıdı. Neoliberalizm; ahlaki bilgi imkanını dışlayan bir bilgi anlayışı inşa etti. Bu anlayışta ahlâk, rasyonel bir inanç konusu değil, öznel bir kanaat meselesi haline dönüştü. İnanç ve dogmaya karşıt bir dünyada, ahlâk ancak kişisel bir inanç ya da dogmatik bir kanaat meselesi olarak var kalabilir. İki durumda da ahlâk, toplumsal ve bireysel hayattaki rolünü oynayabilmek için gereksindiği otoriteyi koruyamaz. “…İnsanların hakikatin ne olduğu üzerinde tam bir mutabakata vardığı bir toplum var olamaz, olamadı. İyi toplum toplumsal hayatın ortak hakikatlerden çok, barışçıl birlikte yaşama kurallarına dayandığı toplumdur. Bu toplumlarda herkesin hakikati kendinedir…”(Yeni Şafak, 13 Kasım,2013) ifadesiyle Atilla Yayla liberal felsefenin kodlarını ortaya koymakta ve bahsettiğimiz; “ahlâkın öznel kanaat meselesi haline” dönüştüğünü doğrulamaktadır. Oysa sonuçları açısından düşündüğümüzde neoliberal düşünce biçiminin kaderi, geleceği son nokta; Nietzsche’nin modernlik kavramsalı üzerinden vurgu yaptığı nihilizmdir. Nietzsche’ye göre bu modernlik açısından sevinçle ve şevkle kucaklanması gereken bir kaderdir. Heidegger daha derine inerek, yani nihilizmin kökenine göndermelerde bulunur ve nihilizmi Batı düşüncesini oluşturan temel öğelerden görür. Nietzsche, “ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur” derken aslında ahlâk kavramının hiç olmadığını değil, “ahlaki ölçüler ve normlar koymak saçma ve gereksizdir” demektedir. Ahlâk; maalesef neoliberal dünyada bugüne kadar hiç olmadığı bir şekilde zan altında kalmış ve örselenmiştir. Bu çapraşık algılama biçimleri toplumları nihilizmle birlikte Epiküryen bir felsefeye, yani hedonizme doğru hızla sürüklemektedir. Amoralizm doktrini ya da amoralist  felsefede, toplumda ahlak kuralları oluşturmanın gereksiz olduğu savunulur ve bunun aksinin yönetimleri; baskıcı, zorba otoriter ve insanları köleleştirici bir şekle dönüştüreceği  düşünülür.  

 

Monday, 05 April 2021 17:30

Loop of Virtue

Written by
Rate this item
(0 votes)

This is why there is an urgent need for the philosophy of history to work in every field in order to take a proactive position and to discover the laws that regulate events and to act on values instead of facts. It is up to this point whether to stay in the mind-besiegedness or to break the patterns, which are not ours from the evil eye.  We are tired of looking at the West all the time. We forgot the color of our eyes because we were looking through the lenses of a particular culture.

Rate this item
(0 votes)

Yeni dünya düzeni insanlığı gayri insani küresel yönetişim biçimlerine doğru sürüklemektedir. Devletler adil ve barışçı bir dünya düzeninin unsurlarını oluşturmak bir yana kendi bağımsızlıklarını muhafaza etme irade ve kabiliyetinden mahrum bırakılmaya çalışılmaktadır. Türkiye bu açıdan bölgede yeni dönemde “değerli yalnızlık” stratejisi izlemek gibi bir lüksü olmadığının bilinciyle hareket etmeli ve tüm coğrafyaya umut aşılayacak stratejik bir konsepte çıtasını yükseltmelidir.                      

Rate this item
(0 votes)

The basin of Turkey in the region being the last bastion of the Islamic civilization that derives from the historical depth and experience, both geocultural, geostrategic and geopolitical codes in the process of the formation of robust and especially the new build and de facto not clearly saw this game in perspective in this dirty war, declared to the whole world in an unreserved way.  It is possible to say that this decision strengthens our hand and minimizes the risk in terms of not entering into an uncertain conflict environment. 

Rate this item
(0 votes)

In this new chapter that capitalism has reached, large capital groups and monopolies, which are called finance capital, formed from the combination of financial capital and industrial capital, emerged. Unlike the old-style colonialism, imperialism, which emerged especially from the 1870s, is the result of this capitalist economic development.

Rate this item
(0 votes)

"...Partiler, hükümetler ve sürece dahil olan örgütler kendi tabanlarına yönelik konjönktürel tazyiklerden kaynaklanan, popülizme kayan diskurlar ve politikalar geliştirse de STK’ların ve medyanın bu popülist yaklaşımlardan uzak, süreci güçlendirecek farklı prezantasyonlarla sürecin devamlılığı için sinerji oluşturmaları gerekir. Böylelikle inisiyatif alan taraflara farklı lokasyonlar sunularak belirlenen yol haritasının nihai olmadığını ve nihai olacak olanın kalıcı barış olduğu hatırlatılmış olur..."

Rate this item
(0 votes)

Hıristiyan Avrupa, Giles Kepel’den mülhem Avrupa’daki yeni Müslüman kurumları-helal gıdadan, iş, finans ve eğitim kurumlarına varana kadar- İslam’ın küresel yayılmasının vasıtaları olarak görmekte ve bu fobiyle bir takım karşı retorikler geliştirmektedir. Bunun en açık örneği, fizibilitesi ve sondajı çok önceye dayandığı anlaşılan PEGIDA (Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes) yani “Batının İslamlaşmasına karşı Avrupa Vatanseverleri” hareketidir. İsminden de anlaşılacağı gibi hareket ırkçı kökenli bir yapıdan ziyade direk İslam düşmanlığı orijinlidir.

Rate this item
(0 votes)

Erdoğan'ın Davos'taki “one minute” sözü nasıl ki, İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın “İsrail'i haritadan sileceğiz” sloganından daha etkin olmuşsa, “Dünya beşten büyüktür” sözünün de “BM tasfiye olsun, NATO ortadan kalksın” sloganından daha etkin, gerçekçi ve uygulanabilir olduğu unutulmamalıdır.

Rate this item
(0 votes)

Ukrayna’da gerekse Suriye’de adi suçlardan hapiste olan suçluların dahi yönetimler tarafından hazırlanarak sahaya sürüldüğü de bir gerçek. Benzer bir uygulamayı Amerika’nın Irak’ı işgalinde Saddam’a karşı cezaevlerindeki mahkûmları kullanmasından biliyoruz. Hiç tereddütsüz söylemek gerekirse “Gezi Kalkışması” da küresel emperyalizm tarafından düşük yoğunluklu hibrit savaşın fitilini ateşleme girişimiydi. Böylelikle iktidarı etkisiz hale getirip ya diz çöktüreceklerdi ya da tamamen alaşağı edeceklerdi.

     “Savaşı düşman topraklarına taşımak” stratejisi bugün sadece terör örgütleri tarafından uygulanan bir taktik olmaktan çıkmış ve tıpkı Afganistan, Irak vb. örneklerde olduğu gibi hegemonik devletler tarafından da bir politika olarak benimsenmiş durumdadır.

Rate this item
(0 votes)

...Yakın geçmişte olduğu gibi, gelecekte de kültürel, etnik, mezhepsel bölge dengelerini ABD’nin dizayn etme çabalarını görmezden gelemeyiz. Her ne kadar önceleri uygulanan ve süreç içinde kendi varlık dinamiklerine zarar veren “gun boat” diplomasisinden vazgeçilse de ABD’nin yeni paradigmalarla her zaman küresel jeopolitik güç piramidinde en tepede olmayı amaçladığı bilinen bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır...