Rate this item
(0 votes)

S.1. KAMU DENETÇİLİĞİNİN TÜRK İDARE SİSTEMİNDE YERİ VAR MIDIR?

Türkiye’de ombudsmanlıkla ilgili ilk çalışmalar 1970’li yıllarda Profesör Doktor Tahsin Bekir Balta tarafından ilk çalışmalar ve incelemeler yapılmıştır. Ömer Baylan tarafından 1978 yılında “Vatandaşın Devlet Yönetimi Hakkındaki Şikayetleri ve Türkiye İçin İsveç Ombudsman Formülü” başlıklı yazı ile ombudsmanlıkla ilgili çalışmayı literatüre eklemiştir. Siyasal alanda ise ilk kez 1980 ihtilali sonrasında gündeme gelmiş ve Türkiye’de ombudsmanlıkla ilgili ilk yasal girişim 1982 Anayasası hazırlık çalışmalarında yapılmıştır. Ancak Anayasa metninde yer almamıştır. 1990 yılında çıkarılan 3686 sayılı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunu tam manasıyla ombudsmanlığı karşılamasa da uygulamanın başlangıcı olarak kabul edilebilir.

1991 yılında Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “KAYA” raporu olarak bilinen “Kamu Yönetimi Araştırması” raporunun bir bölümü kamu yönetiminin denetimine ayrılmış ve önerilerde Devlet Denetleme Kurulu’nun ombudsmanlık gibi işlevleri üstlenmesi belirtilmiştir.

Avrupa Birliği müktesebatına uyum ile ilgili olarak yapılan çalışmalar sonucunda Avrupa Birliği Konseyi tarafından 2006 yılında hazırlanan Katılım Ortaklığı Belgesinin “Kısa Vadeli Öncelikler” başlığında kamu denetçiliği sisteminin kurulması tavsiyesinde bulunulmuştur.

Tuesday, 19 December 2017 00:00

Nereden Başlayalım?

Written by
Rate this item
(0 votes)

Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) geçtiğimiz günlerde İslam Birliği’nin tesisi yolunda önemli bir faaliyet gerçekleştirdi. ASSAM’ın organize ettiği 1. Uluslararası İslam Birliği Kongresi’ne pekçok İslam ülkesinden çok sayıda davetlinin katılmış olması ve etkin işbirliklerine gidilmesi yönündeki beklentileri kongre sonuç bildirgesine de yansıdı.

İslam Ülkeleri arasında işbirliği alanlarının kısa orta ve uzun vadeler için zemin ve organizasyonlarını oluşturmak artık bir zorunluluktur. Potansiyellerin bu maksatla harekete geçirilebilmesi için; öncelikle mevcut kapasite ve kabiliyetlerin, ülkeler bazında ivedilikle haritalandırılmasına ihtiyaç var. Var olan altyapıların öncelikle devreye alınması, müteakip farklı alanlarda yapılacak işbirlikleri için de model oluşturacaktır. Bu bağlamda Türkiye’nin savunma endüstrisinin halihazır kapasitesinden İslam ülkelerinin faydalandırılması en hızlı tesis edilebilecek işbirliği alanlarından biridir.

Rate this item
(0 votes)

ASSAM seminerleri çerçevesinde “Ortadoğu’daki İslam ülkeleri ve Sömürge Düzeni” konulu seminer 13 Nisan 2017 akşamı Kayseri Miraç Kültür Merkezi konferans salonunda gerçekleştirildi.

Sunumunu Endüstri Mühendisi Mehmet Atilla bey’in yaptığı konferans ilgiyle izlendi.

Wednesday, 15 October 2014 00:00

Ekonomik Entegrasyon (AB Örneği)

Written by
Rate this item
(0 votes)

"Dünya'da Uygulanan Ekonomik İşbirliği Usul ve Esasları" ana konu başlığı altında "Ekonomik Entegrasyon (AB Örneği)" konulu seminer Prof Dr Mehmet ZELKA tarafından 15 Ekim 2014 Çarşamba günü Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirilmiştir.

 

Seminer sunum dosyası aşağıda yer almaktadır.

Thursday, 22 August 2019 00:00

Stratejik ortak(!) güvenli(!) bölge...

Written by
Rate this item
(0 votes)

ABD'nin 2011 den 2014'e kadar görünürde bir Suriye politikası yoktu. 2014 Haziran'ında DEAŞ Suriye ve Irak'ın kuzeyini ele geçirip halifeliğini ilan edince ABD ve Batı harekete geçti. Bir kaç ay sonra da Rusya Suriye'ye girdi.

Friday, 15 September 2017 00:00

Savaşmadan Kazanmak En İyisidir

Written by
Rate this item
(0 votes)

Bundan iki bin yıl önce, Çinli bir savaş stratejistive filozof olan Sun-tzu ping-fa tarafından yazılan ve günümüzde de öneministratejik kaynaklar arasında yer alan;Savaş Sanatı” kitabında Sun Tzu’ nun sürekli vurguladığı  “savaşmadan kazanmak en iyisidir” fikriyle başladım sözlerime.

Sun Tzu’nun felsefesinde; bilgi ve stratejinin en üst etkinliği, çatışmayı tümden gereksiz kılmaktır denilmektedir. “Savaşmaksızın başkalarının ordularını alt etmek, hünerlerin en iyisidir.” diyen Sun Tzu, Savaş sanatlarında pek çok mertebe bulunduğunu ve bunların en iyisin “düşmanlarının planlarını açığa çıkartmak” olduğunu vurgular.

Friday, 05 January 2018 00:00

Türkiye Nereye Koşuyor

Written by
Rate this item
(0 votes)

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Fransa’da tarih yazdı. Ancak birçok basın organı bundan ziyade temel insan hakları ve AB konusunda ki meselelere odaklandı. Büyük pencereyi göremedi.

Peki, neydi bu büyük pencere?

On yıllardır ABD ile müttefik olan ve onsuz ve ondan onaysız neredeyse strateji geliştiremeyen bir Türkiye vardı. Artık üzerinde oyun kurulan değil oyun kurucu bir ülke konumuna gelen bir Türkiye var.

Rate this item
(0 votes)

Savunma Sanayi Üretimini Geliştirme Stratejisi

Ülkelerin savunma sanayilerinin durumu; bağımsızlık durumlarının göstergeleridir. Savunma sanayisi bağımsız olmayan ülkenin siyasi ve ekonomik bağımsızlığından söz edilemez.

Bunun önemi; helikopter filosunu güçlendirmek isteyen Pakistan Lideri Navaz Şerif'e, "Atak" marka askeri helikopterimizin detaylı tanıtımı[1] yapıldığında Amerika'nın homurdanması sonrası aslında milli helikopterimizin motorunun milli olmayıp;  İngiliz Rolls Royce ve Amerikan Honeywell şirketlerinin ortak şirketi olan LHTEC adlı Amerikan firması tarafından lisanslanmış olduğu ve yine Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemi alım ihalesinin, teknoloji transferi yapma taahhüdü veren Çin'e verilmesine (NATO Savunma Sistemlerine uyumsuz olduğu gerekçesi ile) ABD'nin karşı çıkması[2] olayları ile bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır.

Bu ve benzer örnekler yerli savunma sanayinin, ülkelerin bağımsızlıklarının bir numaralı göstergesi olduğunu göstermektedir.

 

Sunday, 20 March 2016 00:00

Savunma Sanayi İşbirliği Stratejisi

Written by
Rate this item
(0 votes)

Pazara Giriş Problemi

KOBİ'ler için girilmesi en zor pazar savunma sanayi pazarıdır. Pazara girişte diğer sektörlerdeki KOBİ'lerden farklı olarak iki büyük engelle karşılaşmaktadırlar;

Birinci büyük engel, savunma sanayinin ileri teknoloji gerektirmesi ve yüksek teknolojinin ciddi Ar-Ge yatırımları ile mümkün olmasıdır. Şirketler kuruluş aşamalarında yeterli beyin gücüne ve teknolojiye sahip olsalar bile, ürettikleri ürünlerin pazar payı edinerek geri dönüş sağlaması savunma sanayi sektöründe diğer sektörlere nazaran çok daha fazla zaman almasından dolayı KOBİ'lerin başlangıç sermayelerinin sıradan sektörlere nazaran en az 3 kat daha fazla olmasını gerektirmektedir.

İkinci büyük engel ise, pazarın dünya üzerindeki devlet sayısı ile sınırlı olmasıdır. Yani binlerce firma irili ufaklı iki yüz altı (BM'ye kayıtlı yüz doksan dört) ülke için üretim yapmakta ve açılan ihalelerden pay kapmaya çalışmaktadır.

Sanayisi gelişmiş ülkelerde savunma sanayinde faaliyet gösteren firmalar için çeşitli özel devlet destekleri bulunmaktadır.

İngiliz Hükümeti, 11 Mart 2016 tarihinde Savunma Bakanlığı tarafından KOBİ'lerin Savunma alanında faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla bürokratik engelleri azaltacak yeni bir politika açıklandığını duyurdu.1 Bu plan sayesinde 2020 yılına kadar KOBİ'lerin tedarik harcamalarında %25 tasarruf etmeleri beklenmektedir.

Rate this item
(0 votes)

İslâm dünyasının ortak bir savunma sistemi bulunmuyor. Ülkeler bazındaki savunma sistemleri ise, Avrupa ve ABD merkezli yetmiş kadar şirket tarafından yapılandırılıyor, eğitiliyor ve teçhiz ediliyor. Dolayısıyla, İslâm ülkelerinin yerli ve öz kaynaklara dayanan bir savunma stratejileri, sanayileri ve kurumları bulunmuyor. Avrupalı ve ABD'li şirketlerin organize ettiği ve tamamen bu şirketlerin teknik denetimi altında bulunan bir savunma sisteminin, Avrupa ve ABD'nin siyasî, sosyolojik ve askerî stratejilerinden bağımsız olması düşünülebilir mi?