1. Haberler
  2. ASSAM Kurulları
  3. Stratejik Araştırma Kurulları
  4. Küresel Krizlere Çözüm; İslam Birliği

Küresel Krizlere Çözüm; İslam Birliği

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Melih TANRIVERDİ

ASSAM Küresel Krizlere Çözüm olabilecek model/ler üretme konusunda çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda krizlerin sebeplerinin tanımlarını doğru yapmanın gerekliliğine inanarak yaptığımız çalışmayı takdim ediyorum. Yaklaşık 50 sayfayı bulan çalışmanın önsöz ve sonuç bölümleri aşağıya alıntılandı. Tamamı için ekli pdf dokümanı indirebilirsiniz.

 

Önsöz

İsrail’in Filistin’de yürüttüğü işgal ve soykırım faaliyeti İngiltere’nin desteği ile 1945’te başlamış, ABD’nin desteği ile 1948’de İsrail işgal ettiği topraklarda bağımsızlığını ilan etmiştir. 1948’den günümüze kadar sürekli genişleyerek devam eden işgale yönelik tepkilerin sonuncusu olan “Aksa Tufanı”nın medya ayağı sayesinde, tüm dünyanın gözleri küresel krizlerin kaynağına yöneldi.

Aslında Müslümanlara yönelik benzeri soykırımlar 90’larda Bosna’da, 13-14. yy.’da Moğol istilasında, 15. yy.’da da Endülüs’te yaşandı.

Küresel krizlerin nedenlerini, krizlerin odağındaki İslam dünyasının nasıl zayıflatıldığını ve sorunlara çözüm önerilerini inceliyoruz. Krizlerin kaynağının güç mücadelesi olduğu ve güç dengelerinin günümüzde Birleşmiş Milletler sistemi üzerinden kilitlendiğine vurgu yapıyoruz.

Sistemin nasıl oluştuğunu anlamak için tarihsel süreçten özetle bahsediyoruz. Tarihsel süreci konuyu dağıtmamak amacıyla özetlerken ilişkili gördüğümüz için sadece yakın tarihe değil, uzak tarihe de çok kısa değiniyoruz. Tarihi süreci günümüzden başlayıp geriye doğru giderek kurgunun nasıl oluşturulduğunu anlatmayı hedefliyoruz. Yani olayların aslında hedeflenmiş bir kurgu olduğunu ve tarihsel süreçlerin planlanarak yürütüldüğüne dikkat çekiyoruz.

Güç mücadelesinin temelinde küresel kaynaklara el koyma mücadelesi olduğunu, 16. yy.’dan itibaren Afrika’nın sömürgeleştirildiğini, 18. yy.’dan itibaren İslam Coğrafyasının sömürgeleştirildiğini vurguluyoruz.

I. Dünya Savaşı’nın asıl hedefi İslam topraklarının sömürgeleştirilmesiydi. Osmanlı Devleti’nin zayıflatılmasıyla birlikte Batılı güçler, zengin kaynaklara sahip bu coğrafyayı ele geçirme planları yaptı. Batı’nın, sömürgecilik yoluyla elde ettiği finansal kaynakları sanayi ve teknoloji devrimlerine aktararak İslam dünyasıyla arasındaki farkı açtı. İslam dünyasının en büyük hatası olarak ise Endülüs’ün kaybı ve Afrika’nın sömürgeleştirilmesi gibi önemli tarihi olaylara karşı birlik olamamasını gösteriyoruz. Bu parçalanmışlık, Batı’nın güçlenmesine ve İslam dünyasının zayıflamasına yol açmıştır.

Tüm dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu Gazze soykırımı üzerinden çözüm arayışımızı örneklendiriyoruz. Planlı olarak yürütülen küresel krizlere karşı çözümün planlı hareket ederek güç oluşturulmasından başka bir yolu olmadığını da vurguluyoruz.

Hazret-i Sevban -radıyallâhu anh- rivayet edilen hadisi şerifte Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“–Yabancı kavimlerin, yiyicilerin birbirlerini sofralarına dâvet ettiği gibi, birbirlerini sizin üzerinize çullanmaya çağıracakları zaman yakındır!” buyurmuşlardı.
Orada bulunanlardan biri:
“–O gün sayıca azlığımızdan dolayı mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“–Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin siz, bir selin getirip yığdığı çer-çöp gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular.
“–Zaaf da nedir, ey Allâh’ın Rasûlü?” denildi.
“–Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmama duygusu!”

buyurdular.[1]

Bu bağlamda, siyasi iradesi dağılmış olan İslam ülkeleri için “ASRİKA” veya benzeri bir İslam Birliği modeli öneriyoruz.

Çözüm Yollarını Özetlersek

Küresel krizlere çözüm olarak ilk ve en önemli adımın İslam Birliği’nin kurulması olduğunu belirtiyoruz. Bu birlik yoluyla ulaşılacak siyasi, ekonomik, askeri gücün, Batı’nın “sömürü sarmalından” kurtulmanın ve uluslararası sistemde söz hakkı kazanmanın tek yolu olduğunu vurguluyoruz.

İsrail’i “çıbanbaşı” olarak nitelendirip, ABD desteğiyle hareket ettiğini ifade ediyoruz. 1948’den günümüze kadar Yahudi terör örgütleri isim ve biçim değiştirip devlet kisvesine bürünerek, Filistin, Suriye, Ürdün, Mısır topraklarını işgal etmeye ve gün be gün genişlemeye devam ediyor. Bugün DEAŞ’te aynı yoldan ilerleyerek gelecekte devlet sahibi olabilecek midir? Cevap hayırsa İsrail’in devlet rolü oynamasına niçin izin verildiğini sorgulamamız gerekiyor. Bu duruma karşı diplomatik ve hukuki adımların yetersiz kaldığını, çünkü finansal sistemin Siyonizm’in kontrolünde olduğunu belirtiyoruz. İslam Ordusu’nun terörist İsrail’e karşı faaliyete geçmesi gerektiğini savunuyoruz.

ABD ile mücadelenin ise yalnızca askeri değil, çok boyutlu ve sistematik bir yaklaşım gerektirdiğini dile getiriyoruz. Bu mücadele; savunma sanayinde bağımsızlık, dolara bağımlılığı azaltma, alternatif diplomatik ittifaklar kurma, medya ve kültürel bağımsızlık ve toplumsal dayanıklılığı artırma gibi alanları kapsamalıdır. Venezuela örneği, ekonomik krizlere rağmen ABD’ye karşı halk desteğiyle direnişin sürdürülebileceğini gösteriyor. ABD’nin Rusya’yı Ukrayna ile boğması benzeri, kaybedecek bir şeyi kalmamış Venezuela ve diğer Güney Amerika ülkeleri eliyle ABD de yumuşak karnından vurularak kendi derdine düşürülebilir. Sonuç olarak, sabırlı ve uzun vadeli bir mücadelenin başarıya ulaşmak için şart olduğunu vurguluyoruz.

Melih TANRIVERDİ
Yönetim Kurulu Başkanı

 

[1] Ebû Dâvûd, Melâhim, 5/4297; Ahmed, V, 278

Yazının ana başlıkları şöyledir (tamamını okumak için tıklayın);

İçindekiler. 1

Önsöz. 3

Çözüm Yollarını Özetlersek. 5

Giriş. 7

Küresel Tıkanıklığın Kilittaşı; BM Güvenlik Konseyi 11

BMGK Mevcut Yapısı Nasıl Düzelir?. 12

Sorun Doktrinsel Olarak Tanımlanmış; “Dünya 5’ten Büyüktür”. 14

Sorunun Tarihsel Süreci 15

Birleşmiş Milletlerin ve Güvenlik Konseyinin Teşkili 16

Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletlere. 16

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Oluşumu. 17

II. Dünya Savaşının Bitişi 19

II. Dünya Savaşı Neden Çıktı?. 23

1. I. Dünya Savaşı’nın Mirası 23

2. 1929 Büyük Buhranı ve Kriz. 24

3. Revizyonist Güçlerin Yükselişi (1930’lar) 24

4. Savaşın Patlak Vermesi 25

5. Küresel Güçlerin Belirlenişi 25

6. Savaş Sonrası Düzen: Yeni Patronlar 25

II. Dünya Savaşının Sonucu. 25

I. Dünya Savaşı Niçin Çıktı?. 27

Savaşın Asıl Hedefi: İslam Coğrafyası 27

Şartların Olgunlaştırılması 27

I. Dünya Savaşının Sonucu: İslam’ın Son Kalesi Sömürgeleşti 28

İslam Dünyası Nasıl Zayıflatıldı?. 30

Gerçekler Çarpıtılıyor 31

Sanayi Devrimi Nasıl Finanse Edildi?. 33

İslam Dünyası’nın Birlik Olmamasının Sonuçları 34

Endülüs’ün Kaybı (1492) 34

Afrika ve Sömürgecilik. 35

Hasbi Olmamanın Bedeli 37

Adım Adım Çözüm Planı 38

İslam Birliği Kurulmalıdır 38

Sömürge Sarmalından Çıkılmalıdır 39

Zulüm Durdurulmalıdır! 40

Çıbanbaşı İsrail’in Tedavisi Mümkün mü?. 41

İslam Ordusu Harekete Geçmelidir 45

Büyük Şeytan ABD.. 45

Futbol Sahanda Savaş Deplasmanda Avantajlıdır! 48

Sonuç

. 50

Sonuç

Dünyamız, bir seri sömürgeleştirme operasyonundan geçtikten sonra İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve galip devletlerin güç dengelerine dayanan mevcut küresel düzende derin bir dönüşüm sürecini yaşıyor. Günümüzde, krizlerin ve çatışmaların temel nedenlerinden biri haline gelen bu sistem, kapsayıcı ve adil bir düzen arayışını kaçınılmaz kılmaktadır.

Bugün dünya, İkinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin çizdiği bir küresel düzenin çatlakları arasında yol almaya çalışıyor. Güçlünün haklı sayıldığı, krizlerin kaynağı haline gelen bu sistem kuruluşundan bu yana 80 yıl geçmeden ömrünü doldurdu.

Gerçek şu ki mevcut yapı, adaleti temsil etmiyor. Temsil gücünü kaybetmiş, çözüm değil kriz üretiyor.

Mevcut uluslararası sistem, artık çatışmaları engellemek yerine derinleştiren, temsil adaletini ve kapsayıcılığı yitirmiş bir yapıya dönüşmüştür. Bu yapının küresel ölçekte güvenlik, istikrar ve barışı sağlayamadığını artık herkes itiraf ediyor. Dolayısıyla mevcut yapının köklü bir değişime ihtiyacı var. Sistemi bu değişime ikna etmek için yeni birlikteliklere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

ASSAM krizlerin çözümüne yönelik stratejik vizyonlar geliştiren bir düşünce kuruluşu olarak, kapsayıcı, adil ve çok kutuplu yeni küresel birlikteliklerin oluşumuna katkı sunmayı amaçlıyor.

Kapsayıcı, diyalog odaklı ve adalete dayalı yeni küresel birlikteliklerin oluşturulmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu düşünüyoruz.

Amacımız; krizleri yönetmek değil, kök sebeplerini çözerek sürdürülebilir barışı inşa edecek çözümler önermektir. Bu kapsamda küresel sistemi değişime zorlayacak birliktelikler üretme yolunda biri barış ortamında diğer savaş ortamında değerlendirilebilecek, İslam ülkelerinin söz sahibi olmasını sağlayacak, “İslam Birliği” için 2 model önerimiz oldu.

ASSAM, bu vizyon doğrultusunda krizlerin çözümüne yönelik stratejik analizler, politika önerileri ve iş birlikleri geliştiren bir düşünce kuruluşu olarak çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Kitapçığı indirmek için aşağıdaki resme tıklayınız 

 Türkçe English  Fransızca  Arapça 
       

 

Giriş Yap

Assam ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!