Ukrayna – Filistin Çifte Standardı

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

24 Şubat 2022’de Ukrayna – Rusya savaşı, 7 Ekim 2023’de ise Filistin – İsrail savaşı başladı. Her ikisinin ortak noktası işgal… Rusya NATO’nun genişleme niyetinin güvenliğine tehdit oluşturduğu bahanesi ile Ukrayna’nın bazı bölgelerini işgal etti. İsrail ise 1945’ten beri küçük küçük, ufak ufak, günden güne Filistinlilerin topraklarına el koyarak, tehcir ederek, olmadı bombalar yağdırıp katlederek Filistin’i işgal ediyor.

Aslında İnsan Hakları Örgütleri, Yazarlar, Stratejik Araştırma Merkezleri bu çifte standardı sürekli gündeme getiriyorlar. ASSAM şimdiye kadarkilerden sonuç alınamadığı gerçeğinden hareketle farklı bir çözüm önerisi getiriyor.

Çifte Standart

Her ikisi de işgal olmasına rağmen tüm dünya niçin çifte standartlı davranıyor? Ukrayna’nın işgalinde nerede ise tüm Avrupa Rusya’ya karşı birleşirken Filistin’in işgalinde İslam alemini bir kenara bırakın Türkiye hariç nerede ise tek bir İslam ülkesi bile tam anlamı ile İsrail’e karşı yaptırım uygulamadı.

Ukrayna’nın işgali uluslararası hukukun açık ihlali olarak kabul ediliyor. Bu kabullenişte ABD’nin çok büyük etkisi var.

Filistin konusunda ise işgalin tanınmasını bir kenara bırakın azımsanmayacak kadar çok ülke henüz Filistin’i devlet olarak tanımaktan uzak duruyor.

Bu çifte standartta en büyük etken olarak Siyonizmin gazabına uğramaktan çekinmeleri gelmektedir. Irak, Libya, Sudan, Suriye, İran, Küba, Afganistan, Venezuela, Rusya, Belarus, Yemen, Kuzey Kore’nin, bir dönem Mısır hatta 70’lerde kısmen Türkiye’nin uluslararası toplumdan izolesi ambargo altına alınması siyonist sisteme baş kaldırmaları ve bağımsız politikalar izlemeye kalkmaları sebebiyle tüm dünyanın bağımsız(!) devletlerinin gözü önünde vahşice gerçekleşti ve devam ediyor.

Çifte Standartta bile Çifte Standartlıyız

İsrail sadece Filistin’e değil Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a ve en nihayetinde Katar’a saldırdı. İslam dünyası Katar saldırısı dışındaki İsrail saldırılarına karşı tek ses olarak tepki verip yaptırım uygulayamadı. Katar saldırısında ise tepki farklı bir tonda oldu. Çifte standardımız bile çifte standartlı… Linç edilme korkusu iliklerimize işlemiş…

Katar’a yönelen saldırıda seslerin tonunun yükselmesini İsrail’e karşı oluşması gereken tepki ve adalet yanlıları koalisyonunun gelişiminde önemli bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz.

Katar Saldırısı Dönüm Noktası Olabilir mi?

Daha önce Lübnan, Suriye, Yemen veya İran’a yapılan saldırılarda parçalı kalan tutum, Katar saldırısında nispeten daha birleşik bir refleks doğurdu. Bu, ortak bir zeminin var olduğunu ortaya koyuyor.

Katar’a yönelen saldırıya verilen nispeten güçlü tepki, İslam dünyasının İsrail’e karşı ortak ses çıkarabileceğini kanıtlamaktadır. Bu gelişme, dağınık reflekslerden kalıcı bir ittifaka geçiş için stratejik bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Bu noktada yapılması gereken, tepkiyi yalnızca diplomatik kınamalarda bırakmamak; ekonomik, siyasi ve gerektiğinde güvenlik iş birliği adımlarını kurumsallaştırmak olmalıdır. 

Katar üzerinden oluşan duyarlılık, İsrail’in bölgesel tehditlerinin sadece “ötekilere” değil, tüm İslam dünyasına yöneldiğini görünür kılıyor. Bu algı, kalıcı ve kurumsal bir tepki mekanizması geliştirilmesi için fırsat penceresi sunuyor. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya karşı oluşturduğu blok gibi İslam Dünyası da İsrail’e karşı blok oluşturmalıdır.

İslâm Ülkeleri Kriz Yönetim Konfederasyonu

ASSAM’ın İslam Birliği modellerinden biri de krizlere çözüm için İslam Ülkelerinin Acil Müdahale Gücü oluşturmasını öngörmektedir.

İslam Ülkeleri (mesela İslam İşbirliği Teşkilatı – İİT üyeleri veya ilgili bölgesel aktörler) Kriz Yönetimi için bir “İslam Acil Müdahale Gücü” (İAMG) oluşturmak üzere siyasi/kurumsal ve operasyonel adımlar içeren, pratik ve kaynak odaklı bir yol haritası takip etmelidir.

İslam Ülkeleri, İİT veya bağımsız bir “İslâm Ülkeleri Kriz Yönetim Konfederasyonu” çatısı altında hukuki ve siyasi bir yetki tabanı kurup; İslami Askeri Anti-Terör Merkezi – IMCTC veya ayrı bir İslam Acil Müdahale Gücü (İAMG) oluşturarak, bölgesel örgütler ve BM ile eşgüdümlü, çok katmanlı bir askeri güç oluşturabilir ve BM deneyimlerinden alınacak derslerle hazır hale getirebilir.

kriz_konfederasyonu.png

Model ASRİKA Konfederasyonu Kriz Yönetim Konfederasyonu Teşkilat Şeması

İnsanlık Tarihinde Yeni Bir Çağ Açabiliriz!

Katar olayında görülen ortak tepkiler, siyasi irade ortaya koyma potansiyelini gösterdi. Bu momentumu kurumsallaştırmak, bölgesel güvenliğin sürekliliği ve izolasyonlara karşı kolektif teyakkuz açısından stratejik bir fırsat sunuyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın doktrin haline gelen “Dünya beşten büyüktür – Daha adil bir dünya mümkün” söylemlerinin açtığı ufuk ile güncel konjonktür üst üstte oturmuş vaziyette. Hızlı aksiyon almak sonuca ulaşmada etkili olacaktır.

İslam Ülkeleri Dünya’ya daha adil ve uygulanabilir bir model sunarak İnsanlık Tarihinde yeni bir çağ açacaklardır. Bu birikime fazlasıyla sahipler…

Giriş Yap

Assam ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!