
Ramazan ayı; yalnızca bireysel ibadet takviminin bir parçası değil, aynı zamanda medeniyetimizin ahlaki kodlarını besleyen, toplumsal dayanışmayı tahkim eden köklü bir irfan mektebidir. Paylaşma, adalet, merhamet ve kardeşlik gibi değerlerin en yoğun biçimde yaşandığı bu müstesna zaman dilimi, milletimizin tarihsel ve kültürel hafızasında özel bir yere sahiptir. Bu değerlerin eğitim süreçlerinde hatırlatılması ve yeni nesillere aktarılması ise toplumsal bütünlüğümüz açısından stratejik bir öneme sahiptir.
Bu çerçevede, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı genelge; eğitim ortamlarında milli ve manevi değerlerin gönüllülük esaslı etkinliklerle yaşatılmasına imkân tanıyan, toplumsal dokuyu güçlendirmeyi hedefleyen bir irade beyanıdır. Eğitim kurumları yalnızca akademik bilginin aktarıldığı mekânlar değil; aynı zamanda kültürel sürekliliğin ve değer aktarımının sağlandığı kurumsal yapılardır.
Buna rağmen söz konusu genelgenin, “Laiklik Elden Gidiyor!” iddiası üzerinden hedefe konulması; meseleyi pedagojik ve sosyolojik zeminden kopararak ideolojik bir tartışma alanına çekme çabasından ibarettir. Gönüllülük temelinde gerçekleştirilen etkinliklerin “dayatma” ya da “rejim değişikliği” söylemleriyle yaftalanması, sağduyudan uzak ve toplumsal gerçeklikten kopuk bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Ramazan ayının toplumsal karşılığını görmezden gelerek bunu bir tehdit diliyle sunmak, toplumun ortak değerleriyle çatışan bir perspektiftir.
“Talibanlaştırma”, “Şeriat Dayatması” ya da “laiklik ihlali” gibi kavramlarla yürütülen söylem, demokratik çoğulculuk anlayışına katkı sunmamakta; aksine geçmişin vesayetçi reflekslerini çağrıştırmaktadır. İnanç ve kültürel değerler alanında topluma yön verme veya sınır çizme anlayışı, Türkiye’nin demokratik olgunluk seviyesinin gerisinde kalmış bir tutumdur.
Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) olarak; milli ve manevi değerlerin toplumsal hayatımızdaki yerini akademik ve stratejik bir perspektifle değerlendirmekteyiz. Eğitim alanında gönüllülük esasına dayalı kültürel etkinliklerin hedef gösterilmesini doğru bulmuyor; toplumsal birlik ve değerler bütünlüğünü zedeleyen kutuplaştırıcı dili reddediyoruz.
Ramazan ayı, ayrışmanın değil; ortak zeminde buluşmanın zamanıdır. Çocuklarımızın merhameti, paylaşmayı ve dayanışmayı öğrenmesinden rahatsızlık duyan marjinal yaklaşımlar karşısında; eğitim sistemimizin milletimizin tarihsel birikimiyle uyumlu biçimde gelişmesinin önemini vurguluyoruz.
Bu bağlamda, tamamen gönüllülük esasına dayanan ramazan etkinliklerinin asılsız ithamlarla itibarsızlaştırılmasını kınıyor; kamu otoritesinin milli ve kültürel değerler doğrultusunda attığı adımların yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. 27/02/2026
Melih TANRIVERDİ
Yönetim Kurulu Başkanı

