
- Afganistan’a hâkim olan Taliban ile hem dini hem de etnik bağları olan ve Kabil’e bağlığını bildiren Tahrik-i Taliban-ı Pakistan (TTF) veya Pakistan Talibanı diye bilinen yapı, Pakistan’da da Afganistan’dakine benzer bir rejim değişikliği için mücadele etmektedir.
- Kendilerini Ehl-i Sünnet olarak tanımlayan bu yapı aynı zamanda etnik olarak Peştun’dur. Bu yönüyle Afganistan Talibanı ile benzer ideoloji ve etnik tabana sahiptir. Afganistan’a bağlılığını ilan etmesi bunun bir göstergesidir.
- Peştunlar, Kandahar’dan Pakistan içlerine kadar uzanan bir coğrafyada yaşamaktadırlar. Bu parçalanmışlığın sebebi de İngiltere’nin Ortadoğu’da yaptığını gibi bu bölgedeki siyasi sınırları da “parçalama ve kaos” merkezli çizmiş olmasıdır.
- Nitekim, Pakistan’daki Peştun nüfus sayısı (yaklaşım 38 milyon), Afganistan’dan (yaklaşık 22 milyon) daha fazladır.
- 2007 yılında kurulan Tahrik-i Taliban-ı Pakistan, 19. yy’da Hindistan’da İngilizlerin müdahalesine karşı kurulan Diyobendi Medresesi geleneğine bağlıdır. Bu gelenek ise İslâm’ın bütün yabancı unsurlardan arındırılması gerektiğini savunur.
- Pakistan, Afganistan Taliban’ına bağlılığını ilan eden bu yapıya destek vermemesi için Kabil’i sık sık uyarmış, Kabil de bu yapının kendilerinden bağımsız hareket ettiklerini ve destek vermediklerini ileri süren “politik” bir cevap vermiştir.
- Öte yandan Taliban yönetiminin son dönemde Hindistan ile yakınlaşması da Pakistan’ı rahatsız eden bir diğer unsurdur. İsrail’e koşulsuz destek veren Hindistan‘ın Afganistan’daki etkisinin artması tarihi rekabette Pakistan’ın elini zayıflatabilir.
- Elbette bunlar çatışmaların bölgesel “iç” nedenleridir. Bu iç nedenlerin özellikle günümüzde ABD, İsrail-İran (Çin, Rusya vd) geriliminde “dış yönlendirme ve tahriklere açık” bir yönü de vardır bunu da gözden kaçırmamak gereklidir.
- Çatışmanın büyümesi bölgesel denklemi olumusuz etkileme ve çatışmanın diğer bölgelere yayılması potansiyeline sahiptir. Nitekim Pakistan başta olmak üzere bölge Çin’in “Kuşak ve Yol” projesi için kritik bir öneme sahiptir. Buradaki istikrarsızlık Çin‘i de doğrudan etkiler.
- Sonuç olarak, çatışmanın uzaması iki İslam ülkesini de zayıflatacağı gibi, bölgedeki istikrarsızlıktan faydalanmak için zaten fırsat kollayan “düşmanların” elini güçlendirecektir
- Bu yüzden Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin bu süreçte rol alması ve çatışmanın bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir.
Prof. Dr. Gökhan Bolat

