1. Haberler
  2. ASSAM Kurulları
  3. Stratejik Araştırma Kurulları
  4. İslam Ülkeleri
  5. Orta Asya
  6. Türkiye
  7. Türkiye ve Rusya’nın Kuzey Afrika ve Sahel Üzerindeki Yeni Jeopolitik Doktrini

Türkiye ve Rusya’nın Kuzey Afrika ve Sahel Üzerindeki Yeni Jeopolitik Doktrini

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

WAGNER’in öl(dürül)müş eski lideri Evgeny Prigojin’in tasfiyesi, Rusya’nın deniz aşırı operasyonel doktrininde bir dönüm noktasıdır. Wagner Grubu, kuruluşundan itibaren Kremlin ile arasında “makul reddedilebilirlik” (plausible deniability) mesafesi bırakan yarı-özerk, kontrolsüz ve kâr odaklı bir yapıydı. Ancak Prigojin’in merkezle yaşadığı gerilim ve sonrasındaki elimine ediliş süreci, bu yapının Rusya Savunma Bakanlığı ve askeri istihbarat teşkilatı GRU’nun (Prigojin Sonrası Dönüşüm ve “Ehlileştirme” Süreci) iledoğrudan Rusya Federasyonu’nun denetimine girmesine yol açmıştır. Bugün gelinen noktada Wagner, “pervazsız” bir paralı asker grubundan, Moskova’nın resmi dış politikasının ve askeri varlığının kurumsallaşmış bir birimi olan “Afrika Kolordusu” (Africa Corps) yapısına evrilmiştir. Bu dönüşüm, Rusya’nın Afrika’daki varlığını “gri bölge” faaliyetinden, resmi bir askeri projeksiyona taşımıştır.

Rusya’nın Afrika Kolordusu üzerinden yürüttüğü stratejinin ağırlık merkezi, Sahel bölgesinde kurulan Sahel Devletleri Konfederasyonu (AES)’dur. Burkina Faso, Mali ve Nijer’den oluşan bu yapı, (batı yanlısı ECOWAS’tan ayrılarak), batı karşıtı (özellikle Fransa karşıtı) askeri cunta yönetimlerinin bir araya gelmesiyle şekillenmiş ve Rusya için ideal bir operasyon alanı meydana getirmiştir.

Wagner’in en kanlı ve en yoğun faaliyet gösterdiği Mali, Afrika Kolordusu’nun ana üssü haline gelmiştir. Fransız Barkhane Operasyonu’nun[1] sonlanmasıyla oluşan güvenlik vakumu, Rus birimleri tarafından doldurulmuştur. Burada sadece terörle mücadele değil, aynı zamanda altın madenlerinin güvenliği ve devlet başkanlığı koruması gibi kritik görevler icra edilmektedir.

Burkina Faso (Ouagadougou) yönetimi, Rusya’yı güvenlik garantörü olarak kabul etmiş, Afrika Kolordusu birimleri başkentte ve stratejik bölgelerde varlık göstermeye başlamıştır. Rusya burada, Batı’nın kısıtlamalarına tabi olmayan “koşulsuz askeri destek” paketiyle, Burkina Faso ile Diplomatik ve Askeri Entegrasyon kurarak, yerel yönetimi tahkim etmektedir.

ABD’nin 101 ve 201 numaralı hava üslerinden çekilmesiyle birlikte, Nijer’deki Rus varlığı sembolik bir zaferden stratejik bir gerekliliğe dönüşmüştür. Afrika Kolordusu, Nijer’in uranyum kaynakları üzerindeki Batı etkisini kırarken, bölgedeki lojistik ağları birbirine bağlayan bir düğüm noktası olan “Nijer bazında da Stratejik bir Satranç Tahtası” oluşturmaktadır.

Rusya’nın yeni “Afrika Kolordusu” modeli, Prigojin döneminden farklı olarak, yeni Faaliyet Modeli ve Stratejik Etkisi ile daha hiyerarşik ve hesap verebilir bir yapıdadır. Bu yapının faaliyetleri üç temel sütun üzerine oturmaktadır:

  • Rejim Güvenliği ve İstihbarat: Afrika Kolordusu, AES ülkelerindeki lider kadroların korunmasını bizzat üstlenerek, bu ülkelerin dış politikalarını Moskova’ya bağımlı hale getirmektedir. Bu, “güvenlik karşılığı kaynak ve sadakat” formülüdür.
  • Lojistik ve Hibrit Savaş: Wagner’den devralınan propaganda ağı (Afrika’daki Rusya yanlısı medya kanalları ve sosyal medya trolleri), artık doğrudan Kremlin tarafından yönetilmektedir. Askeri birimler, yerel halka “sömürgecilik karşıtı kurtarıcılar” olarak pazarlanırken, sahada sert askeri yöntemler kullanılmaktadır.
  • Hammadde Diplomasisi: Wagner’in “kar odaklı” maden işletmeciliği, artık Rusya Federasyonu’nun stratejik rezerv yönetimi kapsamına alınmıştır. Libya’dan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, oradan Sahel hattına kadar uzanan koridor, Rusya’nın enerji ve maden piyasalarındaki küresel etkisini artırmaktadır.

Rusya, Wagner’i “ehlileştirerek” Afrika Kolordusu’na dönüştürmekle, Batı İçin Stratejik Meydan Okuma yaparak, kıtadaki Batılı güçlerin elinden “istikrar sağlama” argümanını almıştır. AES Konfederasyonu üzerinden kurulan bu yeni nüfuz alanı, sadece bölgesel bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Akdeniz ve Avrupa’nın güney kapısında kalıcı bir Rus askeri varlığı demektir. Moskova, Ukrayna’da devam eden savaşa rağmen, Afrika Kolordusu ile “deniz aşırı büyük güç” statüsünü korumakta ve Batı’yı en hassas olduğu bölgeden –göç yolları ve enerji kaynaklarından– baskılamaya devam etmektedir. Afrika Kolordusu, Rusya’nın 21. yüzyıl sömürgecilik sonrası dönemde uyguladığı “yeni nesil güç projeksiyonu“nun en başarılı ve tehlikeli örneğidir. Ve Rusya bu stratejisi ile, AB’nin başat aktörü Fransa’nın kendisine karşı Ukrayna yanında yer alan  (Afrika’daki sömürgelerinden yıllık 500 milyar dolar aşırmasına mani olarak her geçen nefesini kesmek üzere), Fransa’nın adeta ümüğünü sıkmaktadır.

SAHEL’DE ÇİFT KATMANLI GÜVENLİK VE YENİ NÜFUZ ALANLARI: RUSYA’NIN OPERASYONEL BARİYERİ VE TÜRKİYE’NİN KURUMSAL İNŞASI

Burkina Faso, Mali ve Nijer tarafından teşkil edilen Sahel Devletleri Konfederasyonu (AES), sömürge sonrası dönemin en büyük jeopolitik kırılmasını yaşamaktadır. Fransız ve Amerikan askeri varlığının tasfiyesiyle oluşan otorite boşluğu, iki farklı yükselen güç tarafından doldurulmaktadır. Bir yanda Prigojin sonrası dönemde Kremlin’in resmi birimi haline gelen “Afrika Kolordusu”, diğer yanda ise “Ahram Online” analizinde vurgulandığı üzere, basit bir silah tedarikçisi olmaktan çıkıp “Bölgesel Güvenlik Mimarı“na dönüşen Türkiye (TSK) bulunmakta ve  Batı Sonrası dönemde Sahel’de Doktriner bir Dönüşüme imza atmaktadır:

  • Rusya, AES ülkelerinde “itfaiyeci” ve “muhafız” rolü oynamaktadır. Afrika Kolordusu üzerinden yürütülen strateji, AES liderlerinin kişisel güvenliğini sağlamak ve stratejik maden sahalarını (altın, uranyum) kontrol altında tutmak veRusya’nın “Afrika Kolordusu” Rejim Güvenliği ve Askeri Kalkan” rolü üzerine kurgulanmıştır.
  • Wagner’den devralınan “güvenlik karşılığı kaynak” modeli, artık Rusya Federasyonu’nun stratejik rezerv yönetimi kapsamındadır. ve  bir “Hammadde Diplomasisi” gibi görüntü vermektedir. Ayrıca, Kolordu, terörle mücadelede hukuki sınırlardan ziyade pragmatik ve sert askeri yöntemleri tercih ederek rejimlerin sahada tutunmasını sağlamaktadır.
  • “Ahram Online”ın tespitleriyle örtüşen en kritik veri, Türkiye’nin AES ordularını “yerlileştirme” kapasitesidir. Buna mukabil, Rusya’nın sunduğu “paralı asker” bağımlılığına karşı, TSK’nın Eğitim ve Savunma Aktörlüğü rolü, AESülkeleri için Kurumsal bir Omurga İnşası faaliyetleri ile AES ülkelerine kendi ayakları üzerinde durabilen profesyonel bir ordu yapısı teklif etmektedir.
  • TSK’nın yürüttüğü eğitim faaliyetleri; sadece taktiksel değil, komuta-kontrol, lojistik yönetim ve modern savaş doktrinlerini (özellikle İHA/SİHA entegrasyonu) içermekte olup; “Akıllı Güç (Smart Power” olarak etkili olmaktadır.
  • Türkiye, AES ordularına “balık vermemekte, balık tutmayı öğretmektedir.” Bu durum, yerel orduların uzun vadede Afrika Kolordusu gibi yabancı birimlere olan ihtiyacını azaltacak tek çıkış yoludur ve “Sürdürülebilir Güvenlik” fırsatı sunmakladır.

AES Konfederasyonu üzerinde Rusya ve Türkiye arasındaki ilişki “çatışmacı olmayan bir rekabet” ve “örtük bir iş bölümü” olarak “Hibrit Güç Dengesi” olarak tanımlanabilir:

  • Rusya: Sahanın “kas gücü” ve BM düzeyindeki siyasi kalkanıdır.
  • Türkiye: Sahanın “beyni“, teknolojik altyapısı ve kurumsal standart belirleyicisidir.

Rusya, Afrika Kolordusu ile bölgede Batı’ya karşı jeopolitik bir bariyer oluştururken; Türkiye, TSK’nın eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birlikleriyle bu bariyerin içine kurumsal ve teknolojik bir içerik yerleştirmektedir. Türkiye’nin SİHA operasyon kabiliyeti ve TSK’nın askeri eğitim tecrübesi, Rusya’nın sunduğu kaba kuvveti “cerrahi bir hassasiyetle” tamamlamaktadır.

TSK’nın askeri başarısı, Türkiye’nin sahadaki diğer unsurlarıyla mecz edildiğinde tam bir “Gönül Coğrafyası” doktrinine (Yumuşak Güç=Soft Power ve İnsani Diplomasisine) dönüşmektedir:

Türk Hava Yolları’nın ulaşım ağları, TİKA’nın kalkınma projeleri ve Maarif Vakfı’nın eğitim faaliyetleri, TSK’nın askeri varlığını halk nezdinde meşrulaştıran “Kurumsal Varlık”,Yumuşak Güç” bileşenleridir.

Rusya’nın sadece elit kesimle kurduğu ilişkiye karşılık; Türkiye, insani yardım ve altyapı projeleriyle toplumsal tabanda kalıcı bir güven (Sosyo-Ekonomik Güven) inşa etmektedir.

Bundan sonra;Batı’nın Sahel’deki “güvenlik ihraç eden” rolü iflas etmiştir. Rusya ve Türkiye, birbirini tamamlayan metodolojilerle bu coğrafyayı yeniden şekillendirmektedir. Afrika Kolordusu kıtada Rusya’nın “büyük güç” imajını tahkim ederken; TSK’nın eğitim odaklı faaliyetleri Türkiye’yi “vazgeçilmez stratejik ortak” konumuna yükseltmektedir. Bu iki gücün Sahel’deki mevcudiyeti, küresel güç dengesini Avrupa’nın güney kapısında yeniden kurgulamakta ve “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun deniz aşırı kolonlarından birini, yani Akdeniz’in Güneyindeki Yeni Ekseni oluşturmaktadır.

Libya’dan Sahra Altı’na Uzanan Yeni Jeopolitik Aksın etkisinden bahseetmeden, bu analiz eksik kalır. O nedenleSahel’den Akdeniz’e uzanan bu stratejik satranç tahtasında, Türkiye ve Rusya’nın Libya ve ötesindeki etkileşimi, sömürge sonrası Afrika’nın en kapsamlı güvenlik mimarisini nasıl şekillendiğinden de söz etmek gerekiyor.

1. Libya, Sahel Güvenlik Koridoru’nun Kuzey Kilidini teşkil ediyor. 

 Libya, Türkiye ve Rusya’nın “sahada rakip, masada ortak” modelini en iyi uyguladığı coğrafyadır. Bu statüko, Sahel’deki AES Konfederasyonu (Mali, Nijer, Burkina Faso) için bir nefes borusu işlevi görmektedir:

  1. Batı Libya’da (Trablus hattı) TSK’nın sağladığı kurumsal askeri eğitim ve hava hakimiyeti, Doğu Libya’da ise Afrika Kolordusu’nun (eski Wagner) tahkimatı, Libya’yı iki gücün kontrolünde istikrarlı bir “statüko bölgesine” Libya’da Örtük İş Birliği modeline dönüştürmüştür.
  2. Akdeniz-Sahel Birleşik Stratejisi’nin özü; aslında şudur:  Libya’nın güney sınırlarının, Rusya ve Türkiye’nin onayı olmadan hiçbir terör grubu veya Batılı güç tarafından kontrol edilememesidir. Libya, Afrika Kolordusu için bir lojistik üs, TSK için ise Afrika derinliğine açılan, yani Sahel’e uzanan Lojistik bir Köprü, bir operasyonel kapıdır.

2. Türkiye, Sahel’deki varlığını Cezayir ve Fas gibi iki yerel dev ile dengeleyerek bir “Sahel Güvenlik Koridoru“açarak, Cezayir ve Fas’ın Stratejik Konumlanmasını inşa etmektedir:

  1. Kuzey Afrika’nın iki bölgsel aktöründen biri olan Cezayir Türkiye’nin Statüko Ortağıdır. Cezayir, güney sınırında doğrudan bir Rus askeri hakimiyetinden ziyade, Türkiye’nin yerel orduları (TSK eliyle) profesyonelleştirmesini tercih etmektedir. Türkiye ve Cezayir, Sahel’in istikrarını “Afrika çözümleri için Afrikalı aktörler” vizyonuyla, ancak Türk teknolojisi ve Rus kalkanıyla korumaktadır.
  2. Kuzey Batı Afrika’nın diğer bölgesel gücü Fas ise;AES ülkelerine sunduğu “Atlantik limanlarına erişim” vaadiyle yumuşak güç kullanırken, Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerini (SİHA’lar) bu denklemin “güvenlik garantisi” olarak konumlandırmaktadır.
  3. Türkiye, Fas ve Cezayir arasındaki tarihsel rekabette “dengeleyici üçüncü güç” sıfatıyla her iki tarafla da Sahel güvenliğini koordine edebilmektedir.

3.  Türkiye’nin Liderliği ile Ankara’nın kurmayı hedeflediği koridor, sadece askeri değil, tam bir jeoekonomik   ve Sahel Güvenlik Koridoru”hattını teşkl edebilir.

  1. TSK’nın Nijer ve Mali ordularına verdiği eğitimler, Türk SİHA’larının sağladığı anlık istihbaratla birleşerek Libya’dan Nijerya sınırına kadar uzanan “dijital bir gözetleme hattı” bütünlüklü bir Güvenlik Katmanı oluşturur.
  2. Bu koridor güvenli hale geldiğinde, Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı gibi devasa projeler hayata geçecek ve Türkiye bu projelerin hem güvenlik sağlayıcısı hem de Avrupa’ya açılan terminali, “Ekonomik Katmanı” olacaktır.

Sonuç olarak şu çıkarım yapılabiliriz:

Akdeniz-Sahel Aksında Türkiye Yüzyılı Doktrini Batı’nın (Fransa ve ABD) bölgeden dışlandığı bu yeni dönemde, Rusya’nın Afrika Kolordusu bölgeyi dış müdahalelere karşı kapatan “demir bir kalkan” görevi görürken; Türkiye, TSK eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii ile bölgenin kurumsal ve teknolojik iç yapısını inşa etmektedir. Bu ekonomik ve askeri yapının altının doldurulması ve sürdürülebilir olması için Türk Özel Askeri Şirketlerine[2]; Savunma Danışmanlığı, Organizasyon, Reorganizasyon ve modernizasyon faaliyetlerini Eğitim ve Lojistik alanlarıyla entegre etme konusunda Türkiye’nin etkisini genişletmek üzere uzmanlaşan, Türk Dış Politikaları Stratejileri ile örtüştürecek Türk Şirketlerine ihtiyaç vardır. Libya’daki dengeli duruşun Sahel derinliğiyle birleşmesi, Türkiye’ye Akdeniz’in güneyinde eşsiz bir stratejik derinlik kazandırmıştır. Bu “Birleşik Strateji”, Türkiye’yi sadece bölgesel bir güç değil, Afrika’nın kaderini belirleyen ve Avrupa’nın enerji/güvenlik krizlerine güneyden cevap veren küresel bir aktör konumuna yükseltmiştir. Bu çabaların taçlandırılmasına ve bölgede kalıcı bir ebedi varlık gösterme yolunda daha cesur, Türkiye’nin eski gönül coğrafyasında milli menfaatlerini gözeten daha pragmatik ve rasyonel Türk Devleti Politikalarına ihtiyaç vardır.


[1] Fransa, Barkhane Operasyonu kapsamında Mali’de bulunan askeri güçlerinden son birimin de ülkeyi terk ettiğini duyurmuştu. Fransa Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, Mali topraklarındaki son Barkhane Gücü askeri biriminin ülkeden çıktığı belirtilmişti. Gao’daki Operasyonel Çöl Plaftormu’nda görev yapan birimin, platformu Mali askeri güçlerine teslim ettiği ve öğlen saatlerinde Nijer’e geçtiği kaydedilen açıklamada, Barkhane güçlerinin Fransa Cumhurbaşkanının 17 Şubat 2022’de aldığı kararıla uyum içerisinde 6 aydan kısa sürede, 9 yıldır bulundukları Mali dışında yeniden organize edildiği beyan edilmişti. (https://tr.euronews.com/2022/08/15/fransa-barkhane-gucunun-malideki-son-askeri-biriminin-ulkeden-ciktigini-acikladi) Erişim Tarihi :28.12.2025

[2] Savunma hizmet endüstrisi bağlamında Türk özel askeri şirketlerin (T-ÖAŞ) Delphi yöntemi ile kavramsal analizi (Özden Ö. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp Tez No:975142
Conceptual analysis of Turkish private military companies (T-ÖAŞ) within the context of the defense service industry using the Delphi method

Giriş Yap

Assam ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!