1. Haberler
  2. ASSAM Kurulları
  3. Stratejik Araştırma Kurulları
  4. İslam Ülkeleri
  5. Orta Doğu
  6. Tarihin En Yanlış Sorusu: Selahaddin Eyyubi Kürt müydü? Türk müydü?

Tarihin En Yanlış Sorusu: Selahaddin Eyyubi Kürt müydü? Türk müydü?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yoksa Asıl Soru Başka mı?

Tarih bazen olaylardan çok sorular üzerinden tartışılır ve bazı sorular vardır ki sorulduğu anda toplumun zihnini ikiye böler. “Selahaddin Eyyubi Kürt müydü, Türk müydü?” Bu soru tam da böyle bir sorudur ama burada durup şu soruları sormak gerekmez mi? Bu sorunun cevabı kime ne kazandırır? Bir toplumu daha mı güçlü yapar? Bir medeniyeti daha mı ileri taşır? Yoksa yalnızca yeni tartışmalar mı üretir? Çünkü bazen yanlış soruların peşinden gidildiğinde tarih anlaşılmaz, tartışma büyür.

Bir Hükümdarın Kökeni mi Önemlidir, Kurduğu Sistem mi?

Orta Çağ devletlerini bugünün kimlik tartışmalarıyla okumak çoğu zaman bizi yanıltır. Neden mi? Çünkü o dönemin dünyasında devletler bugünkü anlamda etnik yapılar değildi. Bir hükümdarın ailesi bir coğrafyadan gelebilirdi. Komutanlar başka bir bölgeden olabilirdi. Ordunun askerî geleneği ise bambaşka bir tarihsel kökten beslenebilirdi ve devlet dediğimiz yapı o dönemlerde çoğu zaman bir medeniyet ittifakıydı. Bu yüzden Selahaddin Eyyubi üzerine yapılan tartışmalarda şu sorunun daha anlamlı olduğu düşünüyorum: Selahaddin Eyyubi’nin kökeni mi tarihi belirledi, yoksa kurduğu askerî sistem mi?

Eyyubi Devleti Hangi Askerî Geleneğin Üzerine Kuruldu?

Burada tarihin açık biçimde gösterdiği bir gerçek vardır. Eyyubi askeri sistemi büyük ölçüde Selçuklu askeri geleneğinin devamıydı ve bu gelenek birkaç temel unsur üzerine kuruluydu: TÜRK SÜVARİ SAVAŞ GELENEĞİ, SELÇUKLU ASKERİ ORGANİZASYONU, GULAM SİSTEMİ ve TÜRK KOMUTANLIK ve DİSİPLİN ANLAYIŞI.

Özellikle gulam sistemi o dönemin askeri dünyasında belirleyici bir yapıydı. Bu sistemde küçük yaşlardan itibaren yetiştirilen askerler yalnızca savaşçı değil aynı zamanda devletin askeri omurgasını oluşturan profesyonel bir sınıf hâline geliyordu ve Selçuklular bu sistemi mükemmelleştirmişti. Eyyubiler ise bu askeri mirası büyük ölçüde devraldı.

Orta Çağ İslam Dünyasında Türk Askerî Geleneği

Bakın 12. ve 13. yüzyıllar arasında İslam dünyasında askeri güç denildiğinde akla gelen en önemli unsur Türk savaş geleneğiydi ve Selçuklu orduları bu geleneğin zirvesini temsil ediyordu.

TÜRK SAVAŞ SİSTEMİ: Bu sistem hareketli süvari gücü, disiplinli askeri yapı ve stratejik savaş anlayışı üzerine kuruluydu. Bu yüzden pek çok İslam devletinin askeri kadrolarında Türk komutanlar ve Türk askerî unsurlar önemli rol oynuyordu.

Bu durum yalnızca Eyyubilerde değil: Abbasi Ordularında, Memlük Sisteminde, Selçuklu Devletinde de görülen geniş bir tarihsel gerçekti.

Peki Bu Tartışma Neden Bitmiyor?

Çünkü tarih bazen akademik bir mesele olmaktan çıkar ve kimlik tartışmasına dönüşür, daha doğrusu dönüştürülür. Oysa tarih çoğu zaman çok daha karmaşık ve çok katmanlıdır. Bir hükümdarın ailesi bir kökenden gelebilir. Ordunun askeri omurgası başka bir gelenekten oluşabilir ve devletin bürokrasisi farklı halklardan meydana gelebilir ama sonuçta ortaya çıkan yapı tek bir etnik kimliğin değil bir medeniyetin ürünüdür.

Bu yüzden şu soru çok daha anlamlı değil midir: Selahaddin Eyyubi’yi bir etnik kimliğe indirgemek gerçekten tarihi anlamaya yardımcı oluyor mu?

Bu Tartışmanın Topluma Ne Faydası Var?

Bugün Selahaddin Eyyubi’nin Kürt ya da Türk olduğunu tartışmanın pratik olarak kime ne faydası vardır? Toplumu güçlendirir mi? Birlik üretir mi? Yoksa yalnızca yeni kutuplaşmalar mı doğurur?Tarih bazen bize en sert şekilde şu dersi verir: Geçmişi doğru okumak, bugünü bölmek için değil o günü anlayarak bugünü doğru yapılandırabilmek için gereklidir.

Tezim Şu: Tarihi Doğru Yerden Okumak

Bu konuda ortaya koyduğum tez oldukça basittir. Selahaddin Eyyubi’nin kökeni üzerine tartışmak yerine o tarihi kuran askeri sistemi anlamak gerekir çünkü Eyyubi ordusunun askeri organizasyonu: Selçuklu askeri geleneğinden beslenmiştir. Türk savaş sisteminin etkisi altındadır. Gulam sistemi üzerine kurulmuştur ve bu gerçek tarih literatüründe açık biçimde görülür ve kabul edilir yani tartışmaya kapalıdır. Dolayısıyla mesele bir kimlik yarışı olmamalıdır. Mesele tarihi doğru yerden okumaktır.

Tarih Demeyeyim de Emperyalizmin Dayattığı Tarih Bazen Küçük Bir Gerçeği Kaçırır

Büyük tartışmaların ortasında bazen küçük bir gerçek inatla yerinde durur. Anlatılar değişebilir. Yorumlar farklılaşabilir ve tarihin dili yeniden yazılabilir ama bazı tarihsel gerçekler kolay kolay kaybolmaz.

Ve bazen bütün tartışmaların ortasında gerçeği hatırlatan cümle ışıl ışıl parıldar: SELAHATTİN EYYUBİ ŞUYDU BUYDU HAKİKAT KUDÜSÜ FETHEDEN ORDU TÜRK ORDUSUYDU.

VE YÜREKTEN BİN SELAM SİZE; KUDRETLİ SULTAN SELAHATTİN ve TAPINAK ŞÖVALYELERİNİ PERİŞAN EDEN SELAHADDİN EYYUBİ’NİN YİGIT TÜRK GENERALİ MUZAFFEREDDİN GÖKBÖRİ.

GÜRKAN KARAÇAM

Jeopolitik ve Strateji
Tarih ve Medeniyet Analizi
Orta Doğu Tarihi
Askerî Tarih
Anlatı ve Tarih Savaşları

Giriş Yap

Assam ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!