Cuma, 09 Şubat 2024 09:03

SÜVEYŞ KANALI

Yazan
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bazılarının henüz bilmediği veya haiz olduğu öneminin farkında olmadığı bir konuya değineceğim bugün.

Günümüzde, dünya petrol ve gaz nakliyatının %18-20’sinin geçtiği dünyanın ilk suni deniz yolu olan Süveyş Kanalı; diğer ticaret mallarının da, kıtalararası kısa bir güzergâhtan Avrupa – Asya ve Afrika arasında nakledilmesinde imkan vermektedir. Güney Yemen’in, 7 Ekim Aksa Tufanı Harekâtıyla icra ettiği Gazze direnişine destek olmak gayesiyle, Kanaldan geçecek gemileri Kızıldeniz’de ve güney girişindeki Bab-ül Mendep boğazında engellemesine son vermek gayesiyle, ABD ve İngiltere gibi iki azgın  emperyal devletin bölgeyi kana bulaması gibi nedenlerle son birkaç aydır kapalı durumdadır.

Kanalın ulaşıma kapanması; ticari gemlerin Asya – Doğu ve güney Afrika limanlarından, daha uzun bir sürede ve daha pahalıya mal olan Afrika güneyinden dolaşarak,  Akdeniz limanlarına, Atlas Okyanusu doğu ve batı sahillerindeki yüzlerce limana ulaşabilmesi, dünya çapında yüksek maliyetlere ve dolayısıyla, zaten küresel şeytanların Corona p(la)ndemisi ile  son dört yıldır adamakıllı azdırdıkları  enflasyonu daha da şaha kaldırmalarına sebep olmuştur.

Ülkemizde, ne yazık ki bu suni enflasyon dalgasından nasibini almaktadır. İnsanlarımız böylesine azgın bir enflasyonla İtilaf devletlerine karşı yaptığımız Kurtuluş Savaşındaki seviyelere yakın bir düzeyde bir kez daha karşılaşmaktadır.  Büyük emperyal devletlerin yönetimini ele geçiren Siyonistler, dünyayı adeta daha önce, 1nci Dünya Savaşı sonrasındaki 1929 iktisadi krizindeki ve 2nci Dünya Savaşı sonlarındaki yıkım ve  yokluk dönemi gibi sıkıntıya sokmak istemektedirler.  1947 – 1989 arasındaki Soğuk Savaş sonrasında da, NATO’ya belirledikleri yeni hedefler kapsamında,  özellikle İslam ülkelerinde çıkardıkları savaşlar ve iç çatışmalarla, finansal kapitalist sömürü  düzenlerini postkolonyal yöntemlerle sürdürmek istemektedirler. Varşova Paktının 1989’lardan itibaren  çökmesiyle başlayan, tek kutuplu dünyada ilan etikleri yeni  sömürü düzenini güncellemektedirler. Tarih boyunca emsali görülmemiş, entrikalarla dolu sinsi ve kanlı bir 3ncü dünya savaşı çoktan başlamıştır.

  1. yüzyıl sonlarından itibaren ve 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, Vahşi ve kanlı yeniden formatladıkları bileşenlerden (terör örgütlerini vekil ederek, asimetrik, sosyopsikolojik, siber,  iç savaşlardan) oluşan hibrit bir savaşı sahneye koydular.
  • Önce 1980-1988 yıllarında Irak ve İran arasında bir savaş çıkartarak, her ikisini de zayıflattılar.
  • Daha sonra, türlü yalan ve iftiralarla kendilerine hak gördükleri Ortadoğu topraklarına müdahale etmelerine gerekçe olsun diye, 1991’de Kuveyt’in işgaline teşvik ettikleri Saddam Hüseyin’i hedefe koyarak, sözde Ortadoğu’ya demokrasi getirmek(!) üzere,  Irak’a saldırı planları  Körfez Krizi ve Çöl Fırtınası Harekatı ile başlamıştı.
  • Daha sonra “2001 ikiz kuleler tiyatrosu ile, küresel kumpas, yalan – iftira kara propagandaya dayandırdıkları gerekçelerle, Irak ve Afganistan gibi iki İslam Ülkesine çöktüler.
  • İsrail’in kanlı bir bıçak gibi Kudüs merkezli Filistin İslam topraklarının merkezinde 1917-1947 arasındaki yıllarda semirterek, Filistin’de Siyonist işgale zemin oluşturmak maksadıyla, PKK/YPG, DEAŞ gibi terör örgütleri kurarak, yer altı ve yer üstü zenginliklerini gasp etmek üzere, Ortadoğu’ya  müdahalelerine gerekçe oluşturdular. 

Süveyş Kanalının Jeostratejik ve Jeopolitik Önemi

Süveyş Kanalı inşa fikri ortaya çıktığından bu yana, Asya – Afrika ve Avrupa arasında çok önemli bir Jeostratejik ve Jeopolitik bir su yolu olmuştur. Ele geçiren – kontrol eden taraf için büyük askeri ve ekonomik avantajlar sağlayan bir kanal olmuştur.

Süveyş Kanalını hemen herkes bilir. Ancak, kanal fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve önemine biraz değinmeden bu makale anlam kazanmayacağından hareketle, konuya coğrafi ve tarihsel bir girizgâh yapalım.

  • Süveyş Kanalının açılması hususunda daha önce yapılmış olan teşebbüslerin tarihi çok eskidir.
  • Mısır krallarından II. Dhutmes (Milattan Önce 1615-1613) dönemlerinde başlayarak Akdeniz ve Nil Nehri arasından geçerek mal değişimi (trampa) yapılması ehemmiyet kazanmıştı. Mısırlılar, bu geniş ticari faaliyet, sebebiyle gemilerin Kızıl denizden Nil nehrine geçmeleri için bazı teşebbüsleri teşvik etmişlerdi. Milattan önce XIV. asırda II. Ramses, Kızıldeniz’e doğru bir kanalın inşası için gereken hazırlıklara başlamışsa da bu teşebbüsü ancak kısmen tahakkuk etmişti.
  • Tarihçi Herodot, Iran kralı Dara'nın mevcut kanalı bilâhare ikmal ve ıslah ettiğini kaydeder ve kanalın uzunluğunun gemi ile dört günlük bir mesafe olduğunu ve karşılıklı iki geminin geçebileceği kadar geniş olduğunu zikreder Bundan sonra Milattan önce III. asırda II. Batlamius, ihmal yüzünden tıkanmış olan kanalı yeniden temizletip açtırıyor ; fakat kanal, çok geçmeden aynı akıbete uğruyor.
  • asırda Halife Hz. Ömer zamanında Ordu kumandanı 'Amrü'bnü 'l-'Âs tarafından eski kanalı açtırılarak gemilerin seyrine az çok imkân sağlanmışsa da bilâhare tekrar çamur ve balçıklarla dolduğundan istifade edilmez bir hale gelmiştir.
  • Osmanlı Türkeri’nin yükseliş devrinde; Akdeniz'den başka, Kızıl Deniz'de de bir donanma bulundurulması gerektiğinden, Akdeniz donanmasının icabında Kızıl denize geçmesi, bu yolla o tarihlerde büyük önem kazanan Hint Okyanusu üzerinde müessir olabilmesi ve devletin Arabistan, Sudan ve Habeşistan'ı tam nüfuzu altına alabilmesi gayesiyle Süveyş Kanalı'nı açtırmak üzere faaliyete geçilmiştir. Burada dikkate şayan olan keyfiyet, Timsah gölü ile Nil nehrini bağlayan eski kanal yerine, Port Said ile Süveyş arasında, yani bugünkü kanalın işgal ettiği saha üzerinde mühendislere plânlar yaptırılmıştı.
  • Denizciliğin gelişmesi ile beraber yapılan yeni keşifler, deniz ticaret yollarının istikametlerini değiştirmiştir. XV. Yüzyıl sonunda Portekizliler, Güney Afrika'dan dolaşmak suretiyle denizden Hindistan'a gitme yolunu bulduklarından kapalı bir deniz havzasındaki ticaret yolları Akdeniz'den çıkarak, Avrupa'nın Atlas Okyanusu sahillerine uzanılmasına sebep olmuşlardır. Bunun neticesi olarak Süveyş Berzahı [1] ve dolayısıyla Nil deltası üzerindeki limanlarla beraber Venedik ve Cenova liman kentleri de eski kıymet ve ehemmiyetlerini kaybettiler. Bu tarihten, Süveyş Kanalının  açılması için teşebbüsler yapılıncaya kadar Süveyş bölgesi üzerinde bir Avrupa siyasî müdahalesi olmadı.
  • Yüzyıl içinde husule gelen bu mühim vakayı Osmanlı İmparatorluğu gözden uzak tutmamış ve gerekli tedbirleri almış bulunuyordu. Hattâ bu meyanda Sokollu Mehmed Paşa'nın, Süveyş Kanalını açtırmak suretiyle Hindistan ticaret yolunun İmparatorluk çerçevesi içinde tekrar Akdeniz'e intikali hususunda teşebbüsleri de vardı.
  • asrın başında, çok gelişmeye başlayan deniz seferleri için, Süveyş Berzahı deniz seferlerine engeli teşkil ediyordu. 1830 senesinde ( yaşadığımız bu günlerdeki gibi, Güney YEMEN tarafından ticaret gemilerinin Kızıldeniz’e girişinin engellenmesinde otaya çıkan durum ve 2021’de Covit – 19  p(l)andemisi sırasında kanal girişinin 1 aydan fazla bir süreyle dev bir Ro Ro gemisiyle kapanmasında olduğu gibi[2]) İngiltere ile Hindistan arasında Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu’ndan dolaşarak işleyen yelkenli gemiler, müsait olmayan havalarda bu seyahati ancak 7 ayda bitirebiliyorlardı.
  • Kanalın bu günkü haline gelmesi yönündeki inşaat çalışmaları, Fransızların Mısır’ı işgal ettikleri yıllarda[3] Napolyon tarafından icra edilmiştir. Verdiği bir emirle mühendisler plânlar üzerinde meşgul oluyorlar; fakat iki deniz arasında 9.9 metrelik bir seviye farkı mevcut olduğu mülahazasıyla ve mevcut siyasi hâdiseler sebebiyle vazgeçiliyor.
  • 1845 senesinde posta nakliyatı için ilk defa olarak kara yolundan yapılan ulaşımın (Bombay-Londra arasında) 30 gün gibi bir sürede mümkün olması, Süveyş Berzahı üzerinde bir kanalın açılması zaruretini de yeniden ortaya koymuştur.
  • Nihayet Fransız mühendisler, Avusturyalı mühendis Negrelli'nin hazırlamış olduğu kanal inşa projesini 1856 senesinde Nısır Hıdivi Said Paşa'ya kabul ettirmeğe muvaffak oluyor.
  • İngilizler, kanalın Fransızlar tarafından inşası teşebbüsünü endişelendiklerinden ve Hindistan yolu üzerindeki Güney Afrika sömürgesinin kazanmış olduğu önemin bu kanal yüzünden süratle önemini kaybedeceğine istinaden, bu teşebbüse müşkülat çıkartmağa başlamışlardı. Ayrıca, Fransa'nın teşebbüsü ile meydana gelecek bir kanal vesilesiyle Mısır'ın Fransa tarafından işgal edileceği, neticede İngiltere'nin Asya'daki ticari ve siyasi menfaatlerinin haleldar olacağı hususunda da kendilerinde endişeler uyanmakta idi.
  • Süveyş Kanalı, 1859 senesi 25 Nisanında Fransız idaresi altında işe başlayan uluslararası bir girişimin eseridir. Qn sene gibi uzun bir çalışma neticesinde kanal, 17.11.1869 tarihinde seyr-ü-sefere açılmıştır.

Süveyş Kanalı ve mücavir alanındaki Coğrafi Yapı

Süveyş Berzahı'nın  sarp ve yüksek arızaları olmaması sayesinde nispeten kolayca açılan kanal, bir deniz seviyesi kanalıdır. Bu coğrafi hususiyet sayesindedir ki, uzun zaman alan ve masraflara yol açan Ekluz (yükseltme ve indirme) havuzlarına ihtiyaç göstermemekte ve bu hususta Panama kanalına nazaran daha avantajlı bir durumu haiz bulunmaktadır. Bunlardan başka, ayrıca sahil fenerleri, elektrik aydınlatması ile ve gemilerin projektörleri sayesinde geceleyin de kanaldan 7/24 kesintisiz  geçmek mümkün olmaktadır.

 

 

Süveyş kanalının inşası, daha sonra açılan Panama kanalına nazaran daha kolaydı. Çünkü arazisi en son jeolojik devir içinde birikinti mahsulü olan kumlu, çakıllı, killi yumuşak maddelerden husule gelmiş bulunan berzahın jeolojik bünyesi hafriyata çok elverişli idi. Bundan dolayı kanal güzergâhı üzerinde 15-20 metreyi aşmayan ufak yükseltiler, o devrin iş makinaları ile yapılan  kazı için önemli bir zorluk çıkarmıyordu. Arazi, deniz seviyesinden ancak birkaç metre yükseklikte ve çok yerde düz, arızasız bir formdaydı.  

Kanalın açılmasını kolaylaştıran diğer bir coğrafi hususiyet de güzergâh üzerinde 4 gölün bulunmasıdır. Port Said'den Süveyş'e kadar 171 km. uzunluğunda bulunan kanalın 40 kilometresinin göllerden geçmekte olması, inşaat bakımından büyük tasarruflar ve büyük kolaylıklar sağlamıştır. Bu göllerden geçen gemiler âzami süratle hareket edebilirler. Halbuki kanalın kumlardan müteşekkil yan satıhları, vapur dalgalarıyla çabukça tahrip edilebileceğinden asıl kanalda vapurların sürati azalmaktaydı.

Süveyş Kanalının Jeostratejik ve Jeoekonomik  Önemi

Süveyş Berzahının açılmasıyla doğu Akdeniz'in iki tabii boğazına bir üçüncüsü ilâve edilmiş oldu. Süveyş kanalının açılması, Çanakkale ve dolayısıyla İstanbul boğazına iktisadi bakımdan ve deniz ulaşımı  yönünden oldukça menfi bir şekilde etki etmiştir. Çünkü Türk limanlarının yakın doğu için asırlardan beri ifa etmekte olduğu transit ticareti, kanalın açılmasıyla kıymetini kısmen kaybetmiş ve bugün için ancak "çok mahdut" denecek bir miktara düşmüştür.

Cebel-üt-târık boğazı için keyfiyet tamamen aksinedir. Çünkü Akdeniz artık batı Avrupa ile orta ve Uzakdoğu arasındaki muazzam deniz ulaşımının bir geçidi olmuştur. Bu suretle Cebel-üt-târık, gerek siyasi ve iktisadi bakımlardan, gerekse deniz nakliyatı ve jeostratejik yönlerinden fevkalâde bir kıymet kazanmıştır.  Süveyş kanalı deniz nakliyatı yönünden gemilerin seyir müddetini çok kısaltmıştır. Meselâ Hamburg ile Bombay arasındaki deniz yolu Güney Afrika’dan gidildiği takdirde 11 220 deniz mili,  Süveyş kanalından geçmek suretiyle ise 6 420 deniz mili uzunluğundadır. Kanaldan geçmek suretiyle bu yol % 43 nispetinde kısalmakta, seyahat müddeti de 20-24 gün azalmaktadır. Bu nevi avantajlar kanalın kıymetini artırmış ve geçen gemilerin sayısı seneden seneye artmıştır.

Tüm bu nedenlerle Süveyş Kanalının Güvenli Geçiş Kontrolünü elinde tutan taraf(lar) yönünden büyük avantajlar sağlar. Siyasal ve Ekonomik üstünlükler kazandırır.

Ancak, günümüzde artık bu kanala alternatif başka kanal planları da vardır. Onu da bir sonraki makalede ele alacağız.

 

Okunma 88 defa Son Düzenlenme Cuma, 09 Şubat 2024 11:36
Yorum eklemek için giriş yapın