الثلاثاء, 22 كانون1/ديسمبر 2020 16:02

Ateş Kes Oyunu-Kavanozu Sallayan Kim?

كتبه
قيم الموضوع
(0 أصوات)

Son yıllarda ortaya çıkan savaşların durdurulmasında birileri hemen araya girerek, sözde arabulucu rolüne soyunuyor ve tarafları bir masa etrafında oturtarak, çatışmaların sona ermesi veya ara verilmesi maksadıyla belli bir süreyi kapsayan veya belirsiz bir süre için  ATEŞKES ilan ediliyor.

Ancak, daha ATEŞKES anlaşmasının mürekkebi kurumadan, yeryüzünde kötülüğe doymayan milletlerden biri ve önde gelenlerinden Ermeni milletinin ordusu tarafından “insani ateş kes” ihlal ediliyor ve Azerbaycan’ın savaşla doğrudan ilgisi olmayan 100 km. kadar derinlikteki şehirleri füze ateşine tutuluyor ve masum sivil insanlar evlerinde, sokaklarında şehit ediliyor.

Hatırlayınız, Libya’daki  sömürgeci devletlerin temsilcisi Darbeci General Halife Hafter de, Rusya’nın arabuluculuğunda Moskova’daki toplantı sona ermeden, ateşkes şartlarını alt üst ederek, BM tarafından da yasal olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birliklerine saldırmıştı. 

Her ne hikmetse, Rusya’nın arabulucu olduğu her Ateşkes anlaşmasından hemen sonra, bu hep böyle oluyor. Yine hatırlamak gerekir ki, gerek Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD unsurlarının 32 km. güneye Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) birlikleri tarafından atılması aşamasında ASTANA ve SOÇİ süreçlerinde ve gerekse, İdlip kırsalındaki (TSK) destekli ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) ile İran milisleri destekli Suriye Baas Rejimi unsurları arasındaki çatışmalarda da hep böyle olmuştur. Halen Suriye’deki adı geçen hatlarda, TSK ve RF (Rusya Federasyonu) tarafından düzenlenen silahlı devriyelerle, bir çatışmasızlık hattı oluşturularak ateşkes şartları korunmaktadır. 

Ermenistan ordusunun 27 Eylül'de Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine saldırması üzerine Azerbaycan ordusu operasyon başlatmış, Cebrail kenti, Hadrut kasabası ve 30'dan fazla köyü işgalden kurtarmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı (kanımda Ermeni kanı mevcut diyen)  Sergey Lavrov ateşkes toplantısının ardından tek başına kameraların karşısına geçti. Lavrov taraflar ile yapılan müzakereler sonucunda, Dağlık Karabağ’daki cenazelerin ve esirlerin değişimi konusunda anlaşmaya varıldığını açıklarken bölgede ateşkesin sağlanması yönünde de karar alındığını söyledi. Anlaşma metnini okuyan Lavrov, “Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları 10 Ekim gece yarısından itibaren ateşkesi kabul ettiler. Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının arabuluculuğuyla, çözümün ana prensipleri temelinde barışçıl bir çözüme mümkün olan en kısa sürede ulaşmak amacıyla esaslı müzakerelere başlıyor” şeklinde konuştu.

Metne göre Uluslararası Kızılhaç Komitesi kriterlerine uygun olarak savaş esirlerinin ve cenazelerin takaslarının gerçekleşeceği 10 Ekim gece yarısı 00:00’den itibaren ateşkes ilan edildiği duyuruldu. Ateşkes ile ilgili detayların üzerinde daha sonra çalışılacağı, AGİT Minsk Grubu eş başkanlarının arabuluculuğunda bölgede barışçıl çözüm için müzakerelere başlanacağı ifade edildi.

Ermenistan ordusu, 10 Ekim gece yarısı yürürlüğe giren geçici ateşkese rağmen Cebrail ve Hadrut'u yeniden işgal etmek için saldırı düzenledi. Azerbaycan ordusunun önleyici tedbirleri neticesinde Ermenistan güçleri çok sayıda insan gücü ve askeri teçhizat kaybederek geri çekilmek zorunda kaldı. Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden, Azerbaycan'ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 41 Azerbaycanlı sivil öldürüldü ve 200'den fazla kişi yaralandı. Gence şehri Ermenistan saldırısında enkaza döndü.

Bu bir savaş suçu ve Cenevre Sözleşmelerinin ağır bir ihlalidir. Roket saldırısı Ermenistan'ın Vardenis bölgesinden yapıldı. Sonuç olarak Ermeni tarafının amacı kurtarılan bölgeleri yeniden işgal etmektir. Ermenistan'ın askeri ve siyasi liderliği suçlarından sorumludur. Ermenistan, ateşkesin ilk saatlerinde saldırıya geçerek ikiyüzlülüğünü ortaya koydu. Müzakerenin tarafları Ermenistan ve Azerbaycan idi. Ancak,  Ermenistan kendi güvenceleri için uluslararası gözlemcilerin, uluslararası kuruluşların bölgeye gelmesini istiyordu.  Azerbaycan  buna karşı çıktı. Bu konunun, ancak Ermenistan ordusunun Karabağ’dan çıkarılmasından sonra konuşulmasını şart koştu. Süre belirtilmemiş ve bunun Uluslararası Kızılhaç Örgütünün koordinasyonunda yapılacak çalışmalara bağlı olduğu ifade edilmişti. İki gün Moskova'da Rusya'nın arabuluculuğunda Azerbaycan ve Ermenistan arasında mutabakat sağlanan geçici insani Ateşkesin asıl amacının savaş alanındaki cesetlerin alınması ve esirlerin değiştirilmesi olduğu belirtilmesine rağmen bu işin koordinasyonunun Uluslararası Kızılhaç Örgütünce yürütüleceğini bildirilmişti.

Bilindiği üzere, RF, Ermenistan / Azerbaycan anlaşmazlığında AGİT (Avrupa’da Güvenlik ve İşbirliği Örgütü) Minsk Gr.u üyelerinden biri. AGİT Minsk Grubu, Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin Karabağ sorunu için barışçıl bir çözüm bulmalarını teşvik etme amacıyla, 1992 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından kurulmuştur. AGİT Minsk Süreci, 24 Mart 1992 tarihinde Helsinki’de toplanan AGİT Konseyi, konsey başkanından Karabağ sorununun bir an önce görüşmeler yoluyla sonuçlandırılabilmesi için çözüm yolunu açması talebiyle başladı. Bu amaçla Beyaz Rusya’nın başkenti Minsk şehrinde bir konferans toplantısı yapılması talep edildi. 6 Aralık 1994 tarihinde Budapeşte’de yapılan toplantıda, Minsk Süreci için eş başkanlık kurumlarının oluşturulmasına ve bu eş başkanların ABD, Fransa ve Rusya olmasına karar verildi. Bu eş başkanlar sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan başta olmak üzere, tüm ilgili ülkelerle ve kurumlarla görüşmeler yapmak ve bu görüşmelerin sonuçlarını Minsk Grubu’na bildirmekler yükümlüdürler. ABD, Fransa ve Rusya’dan eş başkanlara ek olarak, AGİT Minsk Grubu’nda Beyaz Rusya, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Türkiye ve sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan yer almaktadırlar.

Şimdi olayın burasında insan, bazı dolapların çevrildiği yolunda düşünmeden edemiyor. RF, Minsk Gr. eşbaşkanı ülkelerden biri olarak, görünüşte ERMENİSTAN – AZERBAYCAN çatılmasına el koyuyor ve sözde sulh yapılmasına ön ayak oluyor. RF, NATO üyesi diğer eşbaşkan ülkeler olan seçim sath-ı mailine angaje olduğu için çatışmalarla doğrudan ilgilenmeyen ABD ve Doğu Akdeniz’de kendisine tehdit olabilecek bir Fransa’yı bulaştırmadan “bu işin patronu benim” demek istiyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) nin asıl çekirdeğini teşkil eden RF, SSCB çöktükten sonra da, gerek Kafkaslar’da ve gerekse Orta Asya’da Rus hegemonyasını devam ettirmek niyetinde. Bu kapsamda, Dağlık Karabağ’ın SSCB döneminde Azerbaycan’a ait olduğu anlaşmalarla sabit olmasına ve BM tarafından da müteaddit kararlarla bu konu teyit edilmesine rağmen, bu bölgenin bir çatışma konusu olarak kalmasını, D.Karabağ’ın asıl sahiplerine (AZERBAYCAN’a) verilmesini sanki RF başta olmak üzere, AGİT Minsk Gr. üyeleri (Türkiye’yi hariç tutarak söylüyorum) istemiyor ve sorunu 30 yıla yakın bir süredir çözmüyor. Bilindiği üzere, RF’nun Ermenistan’da Güney Kafkasya Ordusuna bağlı 102. Askeri üssü ve 3.000 kadar askeri var. Bu sayının son aylarda 5.000’lere kadar çıkarıldığı bildiriliyor. RF ve Ermenistan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü [i] ve Avrasya Ekonomik Birliği [ii] üyesi. İmza atan ülkeler, başka herhangi bir askeri ittifak ya da ülkeler grubuna dahil olamazlar. Bu ülkelerden herhangi birisine karşı gerçekleştirilen bir saldırı, tüm üye ülkelere gerçekleştirilmiş gibi karşılanır. 

Herhalde, herkesin aklına, “Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri bakanlarını bir masada oturtan taraf olan RF, Ermenistan’ı yukarıdaki iki birlik bazında cesaretlendiriyor olabilir mi ?” sorusu gelecektir. RF, önceki yıllardaki çatışmalarda da dahil, son savaşta, Karabağ hususunda konuya çekimser kalıyor ise de, olaya müdahil olması için yasadışı savaş yöntemlerine başvuran Ermenistan, Azerbaycan’ı Karabağ dışındaki şehirlere, Ermeni cephesinin derinliklerindeki şehirlere mukabil füze saldırıları yapmaya tahrik ediyor denebilir. İşte bu durumda, Ermenistan,  Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü anlaşması gereğince, RF’ nun Azerbaycan’a sert ve güçlü bir müdahalesini sağlamaya çalışıyor olabilir. Böylece, ezeli hasmı Azerbaycan’ın hayati bir darbe ile RF tarafından çökertilmesini sağlarken, diğer taraftan da, karabasan olarak rüyalarına misafir olan Türkiye’nin de, RF ile kapışmasını ellerini ovuşturmaya hazırlandığını tahmin etmek zor olmasa gerektir.

RF ise, son yıllarda Karadeniz semalarında burnunun dibinde cirit atan ABD ve NATO uçaklarının, bayrak gösteren ABD savaş gemilerinin, Ukrayna ve Gürcistan’a kadar sınırlarını genişleten NATO unsurlarına karşı kabus görecek duruma gelmiştir. Buna rağmen,  “Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bir anlaşma için, AGİT üyesi ve AZERBAYCAN’ın en yakın ve sadık müttefiki Türkiye’yi masadan uzak tutmanın yollarını arıyor. 

Konuyu, az bilinen bir motto ile noktalayalım:

Gidin bir çölden 100 tane kırmızı ateş karıncası yakalayın. Daha sonra bir başka topraktan 100 tane bildiğimiz siyah karıncayı alın ve bunların hepsini bir kavanozun içine koyun. İlk başta hiçbir şey olmayacaktır, dostane bir ortam oluşacaktır. Daha sonra kavanozu elinize alın ve şiddetli bir şekilde sallayın ve tekrar yerine koyun. Kavanozun içinde bulunan karıncaların bir anda birbirlerini öldürmek için savaşmaya başladığını göreceksiniz. Karıncaların bir kaos ortamı içerisine düştüğünü göreceksiniz. Kırmızı karınca kaosu yaratan düşmanın siyah karıncalar olduğunu düşünürken, siyah karıncalar da tam tersine kaosun sarı karıncalar tarafından çıkarıldığını düşünecekler. Oysaki bildiğiniz üzere kaosun asıl nedeni sizin ellerinizdedir. Yani, birileri kavanozu sallarken, beklediği kaos teşekkül edecektir. Bu gibi hallerde kendinize hep şu soruyu sorun: Kavanozu sallayan kim?

آخر تعديل على الثلاثاء, 22 كانون1/ديسمبر 2020 16:03
الدخول للتعليق