Çetin ZAMANTIOĞLU

Çetin ZAMANTIOĞLU

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Thursday, 15 December 2016 00:00

Özel Askeri Şirketler

İkinci Dünya Savaşının sonunda başlayan 1945-1990 yılları arası dönem, "So­ğuk Savaş" dönemdir. Soğuk Savaş'ın bitişiyle birlikte Yeni Dünya Düzeninde ABD en büyük asimetrik güç ve Askeri-siyasi açıdan lider konumundadır.

100 yıl önce İslam coğrafyasını yapılandıran küresel güçler, soğuk savaş bitimiyle başlayan Yeni Dünya düzeninde, BOP projesiyle bu seferde coğrafyamızı, milliyet-mezhep ve cemaat kamplaşmalarını kışkırtarak bir kaosa ortamına sürükleyip-ayrıştırarak, kontrol altına alma stratejisi ile hakimiyetlerini kurmak istemektedirler.

I started my words with the idea that "the greatest victory is that which requires no battle" emphasized by Sun Tzu in his book The Art of War which is published two thousand years ago, written by Sun-tzu ping-fa, a Chinese war strategist and philosopher, and today book is among the most important strategic sources.

In Sun Tzu's philosophy; It is said that the highest effectiveness of knowledge and strategy is to make conflict totally unneeded. "The supreme art of war is to subdue the enemy without fighting." Sun Tzu emphasizes that there are many ranks in the martial arts and that the best of them is "to reveal the plans of your enemies."

Yeni Türkiye’nin İnşası ve Restorasyonu

2013 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından, yeni Türkiye’nin İnşası 2023-2071 yıllarının siyasi-iktisadi-kültürel hedefleri belirlenerek milli ve bağımsız güçlü bir Yeni Türkiye’nin hedefleri ilan edilmişti.

Türkiye’nin hedefleri; değerlerine yani, özüne dönüşü esas alan, kendi medeni değerlerinin bulunduğu “tarihi, kültürel, eksende, coğrafyada”, yeniden (Restorasyon) yapılanarak ve inşa süreci ile Yeni Türkiye’yi kurma projesiydi.

2013 tarihten itibaren ülkemiz yeni küresel çağdaş (Kolonyal) sömürgecilerin sinsi saldırılarına maruz kalmıştı. Bu saldırılar gezi ile başlamış, 17-25 yolsuzluk iftiraları, kumpasları ve akademisyenlerin imzaları ile devam etmiş, son olarak da 15 Temmuz 2016 tarihinde TSK bünyesine sızan hainlerin darbe kalkışmasıyla devam etmiştir.

Büyük Türkiye Projesi ile yapılacak olan yapısal reformlar aslında Cumhuriyetin ilanından itibaren başlayan, reform ve modernleşme sürecini devam ettiren yenilikçi bir harekettir.

Büyük Türkiye projesi; Devletimizi bu sistemde yeniden yapılandırılarak, eskiyi yıkmadan restorasyona giderek yeniden büyük Türkiye’yi inşa etme projesidir. Bu projenin başlangıcı Osmanlı ile başlayan, Cumhuriyetin ilanı ile devam eden bir süreçtir.

Yeni Türkiye inşa etme projesinde eskiyi ret etme yoktur. Bu projede eskiyle hesaplaşma da yoktur. Sadece işlemeyen kurumları başta kamu idaresini-yönetimini yeniden yapılandırarak daha işlevsel hale getirmektir.

Aslında bu restorasyon ve inşa eylemi; Milletimizin kurduğu medeniyetten, kendi köklerinden koparılan ve yozlaştırılan bir milletin kendi kültürel-siyasi eksenine geri dönüp kendi dünya düzenini-hayat nizamını, medeniyetini kurma mücadelesidir.

Milletimizin dış güçlere karşı bu istikbal ve istiklal mücadelesi; Selçuklu ile başlayıp, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyetle devam eden tarihsel süreçte devam etmiş ve halende devam etmektedir.

Dayatılan Yenidünya düzeni ile küresel güçlere karşı milletimizin bu mücadelesinde, devletimizin idari yapısal değişiklikleri yapma ihtiyacı bir beka meselesi olmuştur.

Yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi ile yapılacak olan idari değişiklikler aslında, küresel güçlere karşı yapılan bu var olma mücadelesidir.

Dünyanın Küreselciler tarafından yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı bu dönemde, medeniyetimizin ve ülkemizin de bulunduğu Afro-Avrasya coğrafyasına hakim olan bir gücün dünyanın yeni hakimi efendisi olacağı var olan bir gerçektir.

 Yüzyıllardır süren bu mücadelede, Milletimizin kurduğu bu medeniyetin Tarihsel Jeo-stratejik, Jeo-Politik, Jeo-Kültürel derinliği içinde, Türkiye’nin pasif ama halen bünyesinde potansiyel bir gücü barındırdığı karşı güçler tarafından bilinmektedir ve önemsenmektedir.

Dolayısıyla süren bu güç mücadelesinde ülkemizin de içinde bulunduğu bu coğrafyada gizli bir savaşın evrelerine şahit olmaktayız.

Devletimiz ve milletimiz bu saldırıları bertaraf edebilecek imkan ve kabiliyetlere sahiptir. Milletimiz İstikbal ve istiklal mücadelesini kazanarak, büyük bir güç olarak tarihteki yerini alacaktır.

Milletimizin bu mücadelesinde başarılı olması, yenidünya düzenin dayattığı “hayat nizamı-yaşam tarzına” karşı devletimizin yeni baştan değişimi ancak “Kamu idaresi” yönetiminin yeniden yapılandırılması ile mümkündür.

Bunun adı da başkanlık sistemidir.

Yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi bir “(inşa) değişim, bir (restorasyon) dönüşüm” ihtiyacının ötesinde bir milletin beka meselesidir.

Yeni bağımsız-güçlü Türkiye için milletimiz Evet diyor. Yeni Anayasa değişim ve dönüşümün başlangıcı olacaktır.

                                                         01 MART 2017

 This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.                                                                           

                                                                                                                                              Çetin ZAMANTIOĞLU                                                                                                                                                         Araştırmacı